DPÜ TÖMER’den Mevlit Kandili Programı

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Mevlit Kandili için özel program düzenlendi.

DPÜ TÖMER, Mevlit Kandili programı düzenledi.

Doğlar Konağı'nda gerçekleştirilen programa Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Atilla Batur, DPÜ TÖMER Müdürümüz Doç. Dr. Ahmet Uslu, akademik personellerimiz ve öğrencilerimiz katıldı.

Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal'ın yazarı olduğu 'İyi ki Geldin Ya Resulallah' şiiri dört öğrencimiz tarafından okundu. Ardından aynı şiir Arapça olarak da seslendirildi.

PROF. DR. UYSAL: HZ. MUHAMMED İYİ Kİ GELMİŞ

Etkinlikte söz alan Prof. Dr. Kâzım Uysal şöyle konuştu:

Peygamberimiz olmasaydı bu âlemin neden yaratıldığını ve ne için burada olduğumuzu bilemeyecektik. Hz. Muhammed yaklaşık 1430 yıl önce geldi. Dünyada peygamberimiz kadar sevilen ya da insanların en ufak bir davranışına bu kadar tesir eden başka kimse yok. Bu peygamberimizin seçilmiş ve Allah'ın resulü olduğunun bir göstergesidir. Bugün bilimde, felsefede bu âlemin neden yaratıldığına ilişkin aklımızı tatmin edecek bir izah yok. Fen bilimleri dünyanın nasıl yaratıldığıyla ilgileniyor ancak neden ve niçin yaratıldığı sorularına cevap vermiyor. Güzel bir söz var: Anlaşılmaz bir kitap, muallimiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır. Âlemin neden yaratıldığını peygamberimiz öğretti ve onunla büyüyoruz. Peygamberimiz olmasaydı insan kendinin neden yaratıldığını da bilemeyecekti. Bu noktada fennin, biyolojinin açıklamaları anlamsız ve altı olmayan tariflerdir. İnsanı hayvanlar içine koyar ve o şekilde tarif eder. Bütün sosyal prensipleri de hayvanlar âlemi üzerinden belirler. 'Hayat bir mücadeledir.' 'Güçlü olan ayakta kalır', 'Güçlü olan haklıdır' demişler. Vahşi kapitalizm, öjeni hareketleri, bugünün dünyasındaki kan, gözyaşı, savaşların altında hep bunlar var.

Fakat Peygamberimiz, insanı muhatab-ı ilahi ve eşref-i mahlûk olarak tanımlar. Yani Allah'a muhataptır. Bakınız, Peygamberimiz insanın mertebesini nereden nereye çıkarıyor. O olmasaydı kendimizi hayvan bilecektik. Bugün insana ait değerleri yok sayıp özgürleşmek için hayvanlaşmayı esas kabul eden bir zihniyet var. Peygamberimiz sayesinde nereden gelip nereye gittiğimizi ve vazifemizin ne olduğunu anladık. İyi ki gelmiş değil mi?

“PEYGAMBERİMİZİN TANIMLARI AKLA, İLME VE VİCDANA UYGUN”

Ölüm konusunda da benzer bir durum söz konusu. Peygamberimiz için ölüm, ölümsüzlük iken, bugünkü fen ve felsefenin ölüm için izahı yokluk, parçalanmak, çürümek ve sevdiklerinizden ayrılmaktır. Hz. Muhammed ise ölümü ebedi bir hayatın başlangıcı kabul eder. Burada bir imtihan süreci vardır. Herkes bu dünyada seçtiği rolü oynayacak ve yaptıklarına göre ödül ya da cezasını alacaktır. Hz. Muhammed yaşama bu kadar önem atfederek ölümü kaldırdı. Materyalist bir bakışla kendimiz ve tüm sevdiklerimiz ölüyor ve bir daha kavuşmamak üzere ayrılıyoruz. Bu insanın gönlünde büyük bir ızdıraba sebep olur. Aslında doğru olan bu değil midir?

Allah'ın âlemi yaratırken insandan bir beklentisi olmaması mümkün mü? Tüm insanlar boşa bir adım bile atmazken, boşa 5 kuruş bile harcamazken, Allah'ın, onu anabilecek tek varlık olan insandan hiç beklentisi olmaması mümkün mü? Bunu böyle sanmak mantıklı bir yaklaşım değildir. Yani Peygamberimizin 'doğurmamıştır, doğrulmamıştır; ezelidir, ebedidir' şeklindeki Allah tanımı akla, bilime, vicdana uygundur.

“MÜSLÜMANLAR BUGÜNKÜ SORUNLARIN NEDENİNİ ÖNCE KENDİNDE ARAMALI”

İçinde yaşadığımız sistemin ve yaşamın var olması, sonsuz bir ilmi ve kudreti gerektirmiyor mu? Toprak, su ve taş gibi şuursuz kütleler şu feza boşluğunda akıllıca işler yapıyor. Materyalistler bunu tesadüflere bağlıyor. Ancak gördüğümüz en güçlü varlık insan bile koca evrene hükmedemiyorken bu fiilleri kime vereceğiz? Allah'a vereceğiz değil mi? Bu sistem Allah'ın varlığını mecbur kılıyor ve bunu en iyi anlatan da Peygamberimizdir. Ondan uzaklaştıkça insanlık maalesef güzelliklerden de uzaklaşmıştır. Bugün yaşadığımız sorunların kaynağında bu vardır. İslam dünyası bugün içinde bulunduğu durumun sorumlusunu ne Kur'an'da ne de Hz. Muhammed'de bulsun. Müslümanlar sorumluyu önce kendinde arasın. 'Biz ne kadar ona uygun bir ümmet ve kul olduk' diye soralım. Onun öğretilerine ne kadar sahip çıkarsak yeni bir asr-ı saadet yaşayabiliriz.

Bilim ve teknoloji çok ileri giderken insanın mutsuzluğu, sıkıntıları, felaketleri arttı. Hâlbuki tam tersi olmalıydı. Burada bir çelişki var. Çünkü insanlık madde ile uğraştı ve manayı ihmal etti. Biz İslam âlemi olarak o manaya ne kadar çok sahip çıkarsak o kadar mutlu olacağız. Umarım bu gece, tüm insanlığın mutluluğuna ve Peygamberimizi anlamasına vesile olur. Gecenizi tebrik ediyor hayırlara vesile olmasını Rabb-i Rahim'den niyaz ediyorum. 

Rektörümüzün ardından kısa bir konuşma yapan Prof. Dr. Atilla Batur, düzenlenen geceden dolayı DPÜ TÖMER yöneticilerine ve öğrencilerimize teşekkür ederek katılımcıların Mevlit Kandili'ni kutladı.

Öğrencilerimizin Kur'an-ı Kerim ve ilahiler okuduğu gecede, DPÜ TÖMER'de ders veren eğitimciler programa okudukları şiirlerle katkıda bulundular. Gece birlikte edilen dua ile sona erdi.

Haberi Paylaş

Basın Yayın Halkla İlişkiler - 19 Ekim 2021, Salı / 462 defa okundu.

Etiketler : DPU, Kütahya, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, DPÜ TÖMER,

Bu Kategorideki Diğer Haberler