DPÜ’den KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a Fahri Doktora Unvanı

Geçmişten Günümüze Kıbrıs Türkü’nün Adadaki Varoluş Mücadelesi Konferansı için Kütahya Dumlupınar Üniversitesini ziyaret eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a Üniversitemiz tarafından fahri doktora unvanı verildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Üniversitemize konuk oldu.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemizde düzenlenen etkinliğe Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kütahya Valisi Ali Çelik, Kütahya Milletvekilleri Ceyda Çetin Erenler ve Ahmet Erbaş, Kütahya Belediye Başkanı Prof. Dr. Âlim Işık, Kütahya İdare Mahkemesi Başkanı Ferid Cengiz, Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç, İl Jandarma Komutanı J. Alb. Murat Kırbaç, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Hasan Göçmez ve Prof. Dr. Atilla Batur, Genel Sekreterimiz Miktat Bektaş, dekanlarımız, daire başkanlarımız, akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz ve davetliler katıldı.

Törende açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Kâzım Uysal, “Sayın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanım, Sayın Valim, Sayın Milletvekillerim, Kıymetli Protokol Üyeleri ve çok değerli katılımcılar sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum” diyerek başladığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

Değerli katılımcılar, bugün üniversitemizde çok seçkin ve kıymetli bir misafiri ağırlıyoruz. KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar aramızda bulunuyor. Sayın Cumhurbaşkanımıza ‘hoş geldiniz, şeref verdiniz’ diyorum. Bu ziyaretleri ile üniversitemizi ve Kütahyamızı şereflendirdikleri için şükranlarımı sunuyorum.

PROF. DR. UYSAL: KIBRIS’TAKİ MÜCADELE SAYIN TATAR’LA AYNI RUHLA DEVAM ETMEKTEDİR

Devlet-i Aliyye’mizin kuruluşunun ve milletimizin kurtuluşunun şehri olan Kütahya’da bugün KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ı ağırlamanın, misafir etmenin çok anlamlı ve önemli olduğunu düşünüyorum. Nasıl ki Kütahya’mızda milletimizin makûs talihi yenilmiş ve parlak bir sayfa açılmışsa, Kıbrıs’ta da Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’la başlayan mücadele bugün Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’la aynı ruh ve aynı heyecanla devam etmektedir. 

Yerkürenin 2/3’ü mavidir; Yani sularla kaplıdır. Barbaros Hayrettin Paşa, ‘Denizlere hâkim olan dünyaya hâkim olur’, Gazi Mustafa Kemal Paşa ise ‘Denizcilik Türk’ün milli ülküsüdür’ der. Tarih boyunca denizlere hâkim olan milletler hep güçlü olmuşlardır. Bu husus günümüz dünyasında da böyledir. Yerkürede söz sahibi olmamız, İlay-ı Kelimetullah davamızda muvaffak olmamız ve Kızılelma hedefimize ulaşmamız önce Mavi Vatanımızda sonra da açık denizlerde üstün ve güçlü olmamıza bağlıdır. 

Anadolu tartışılmaz vatan toprağımız olduğu gibi Mavi Vatan da tartışılmaz vatan suyumuzdur. Biz özgürlüğümüzün, uçsuz bucaksız denizlere açılmamızın yolunun Kıbrıs’tan geçtiğini çok iyi biliyoruz. Kıbrıs’a sahip çıkamasak bırakın yerkürede söz sahibi olmayı, Anadolu’ya hapsedileceğimizi hatta defnedileceğimizi çok iyi biliyoruz. Türkiye’nin Mavi Vatan Doktrini, jeopolitik gerçekliğimizdir ve hayatta kalma zorunluluğumuzdur. Bundan dolayı Mavi Vatanımızdan vereceğimiz ne bir damla suyumuz ne de bir kum tanemiz vardır. Mavi Vatan mücadelesi, bizim için varoluş mücadelesidir. 

“KIBRIS, BİR ADA OLMAKTAN ÇOK DAHA BÜYÜK BİR ANLAMA SAHİPTİR”

Türk milletinin her ferdinin istisnasız ‘millî dava’ olarak gördüğü Kıbrıs, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının tam ortasındadır. Kıbrıs, bu üç kıta arası ulaşımda çok önemlidir ve jeostratejik bakımdan tüm Ortadoğu’ya hâkimdir. Bundan dolayı Kıbrıs, bir ada olmaktan çok daha büyük bir anlama sahiptir. Milletimizin bağımsızlığının savunma hatlarından direnç noktalarından biridir. Yeni bir dünyanın inşa edildiği ve Doğu Akdeniz üzerinden hâkimiyet mücadelesinin yürütüldüğü günümüz konjonktürü bunun en büyük ispatıdır.

Kıymetli katılımcılar, bu vesile ile Kıbrıs’ın Türk-İslam toprağı olmasına hizmet eden, Kıbrıs mücadelesine katkı sağlayan önemli şahsiyetleri yâd etmek istiyorum. Öncelikle Hz. Osman’ın hilâfeti zamanında İslâm ordularının Kıbrıs seferine katılan Hz. Peygamber’in süt halası Hala Sultan’ı, 1571 yılında adayı fetheden II. Selim’i, komutanı Lala Mustafa Paşa’yı ve kahraman askerlerini, Türkiye’nin Kıbrıs’la kaderini birleştirip müdahil olmasının hukuki zeminini hazırlayan merhum Başvekil Adnan Menderes’i ve dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu, 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yapan Sayın Ecevit’i ve Sayın Erbakan’ı ve harekâta katılan kahraman askerlerimizi, KKTC’nin ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, Rumlara karşı direnişi örgütleyen ve Kıbrıs Türklerinin bugünlere ulaşmasına öncülük eden Dr. Fazıl Küçük’ü rahmet ve minnetle yâd ediyorum. 

Değerli katılımcılar, özellikle son yıllarda Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğalgaz ve petrol kaynakları nedeniyle büyük güçlerin rekabet alanı haline gelen Kıbrıs, hiçbir çıkar gözetmeksizin milletimizin kırmızı çizgisi olmuş ve 1974’te somutlaşan millî ruh ve siyasi irade her daim diri kalmıştır. Her ne kadar Ada’da bazı Türk siyasetçiler zaman zaman Avrupa Birliği’nin politikalarına teslim olarak Türk varlığını sorgulamaya açmış olsalar da günümüzde bambaşka bir KKTC ve Türkiye vardır. 

“KIBRIS’TA EN DOĞRU ÇÖZÜM İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMDÜR”

15 Temmuz 2016 sonrasında Türkiye’nin değişen proaktif ve millî dış politikası Libya’da, Suriye’de, Irak’ta, Somali’de, Sudan’da ve en son Karabağ’da somut sonuçlarını göstermiştir. Azerbaycan ve Pakistan’la yakalanan ivme ve yaşanan kader birliğinin en stratejik ortağı KKTC olmuştur. Bu kapsamlı ve cihanşümul Türk dış politikasının güçlenerek derinleşmesinde Sayın Ersin Tatar’ın çok güzide bir yeri vardır. 

KKTC’nin bekasının Türkiye’nin bekasından geçtiğini düşünen ve Türkiye ile aynı düşünce iklimine sahip olan KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar, Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını ve Türkiye ile ilişkilerin derinliğini her platformda cesur ve tutarlı bir biçimde savunmaktadır. O zor günleri, o katliam günlerini yaşayan Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bu dava için en çok mücadele eden isimlerden biri olmuştur. Onun dile getirdiği iki devletli çözüm formülü, en doğru çözüm yoludur. Çünkü Kıbrıs Türklerinin geleceğini teminat altına alacak, güven içinde hayatlarını sürdürmelerini sağlayacak tek çözüm yolu budur. 

Sayın Ersin Tatar ve yönetiminin Kıbrıslı soydaşlarımızı, bir daha çetelerin ve çete ruhlu yönetimlerin insafına bırakmayacaklarına eminiz. Biz Kıbrıs'ta sürdürülebilir bir çözümün, tarafların egemen eşitliklerinin ve eşit uluslararası statülerinin tanınmasıyla mümkün olacağına inanıyoruz. Eski çözüm zemininin de çoktan çöktüğünü düşünüyoruz. Çok doğru ve isabetli bir şekilde KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar, Türkiye ile kader birliğine girmiş ve karşılıklı beka ilkesini benimsemiştir. Hele hele Maraş’ın peyderpey iskana açılması, Kıbrıs Türkü’nün meselenin çözümü için tek başına inisiyatif alması anlamına geldiği için Batı’yı, Birleşmiş Milletler’i ve Avrupa Birliği’ni ziyadesiyle korkutmuştur. 

“ÜLKEMİZ, KARADA, HAVADA VE DENİZDE LİDER ÜLKELER ARASINDADIR”

Bu inisiyatifi ortaya atan ve sahiplenen Sayın Ersin Tatar’ın 20 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanımız muhterem Recep Tayyip Erdoğan’ı Ada’da ağırlaması ve devlet olmanın sembolik adımlarının atıldığı birtakım müjdelerin paylaşılması aynı mahfiller tarafından endişeyle not edilmiştir. Ancak 1974 ruhunu tüm hücrelerinde hisseden ve yaşatan iki lider Sayın Erdoğan ve Sayın Tatar, dünyanın yeniden inşa edildiği bu zorlu tarihi dönüm noktasında Doğu Akdeniz’deki güç dengesini değiştirecek, bağımsız bir Türk devletini inşa edecek ve kuşatma ve ambargoları tarihin çöplüğüne atacak irade ve basirete sahiptirler.

Değerli katılımcılar, bugün şanlı ordumuz ve donanmamız tarihinin en güçlü dönemindedir. Ülkemiz, millî ve yerli kabiliyetleri bakımından karada, havada ve denizde dünyada lider ülkeler arasındadır. Hamdolsun, bu yüzyılın savaş ve savunma kurallarını biz belirliyoruz. Oyunu biz kuruyoruz, tarihi biz yazıyoruz. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Sudan’da, Karabağ’da, Doğu Akdeniz’de bunu ispat ettik. Şeytani planları bozduk. Şükürler olsun, hem Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hem de KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tarar bu başarıda unutulmaz kahramanlar olarak tarihe geçtiler. Tarih boyunca vatan için ölümü şehadet kabul etmiş, izzetli ölmeyi zilletli yaşamaya tercih etmiş ve hiç esaret altına girmemiş aziz milletimizin izzetini muhafaza ettiler.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile KKTC Devleti fikir ve iş birliği içinde olmakla dosta güven ve düşmana korku verdi. Biz, bu güven duygusu ile istikbale ümitle bakıyoruz. Davamız olan ilay-ı kelimetullah ve ülkümüz olan Kızılelma için azimle çalışıyoruz.

“TATAR’A FAHRİ DOKTORA UNVANI TAKDİM ETMEKTEN BÜYÜK BİR MUTLULUK DUYUYORUM”

O makûs yıllarda millî şairimiz Necip Fazıl ‘Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!’ diye haykırmıştı. Şimdi başta Kıbrıs, Azerbaycan, Libya ve Pakistan olmak üzere kardeşlerimizle el ele verdik. Bilim ve teknolojiye önem vererek, dinimizin emrettiği kardeşliği tesis ederek yüzüstü sürünmeden kurtulduk. İlay-ı Kelimetullah ve Kızılelma hedefimize koşarak gidiyoruz. Artık mavi vatanın sularında yüzüyoruz, semalarında uçuyoruz. Mavi vatanımızın derinlerinde Rabbimizin bizim için istif ettiği hazineleri arıyor ve buluyoruz. 

Onlarca yıl işgal altında olan Karabağ’ın dağlarında geziyoruz, eşkıyanın musallat olduğu Libya’nın yanında duruyoruz. Kuzey Irak’ın, Kandil’in dağlarında mağaralarda saklanmış anarşistleri bulup etkisiz hale getiriyoruz. Hayme Anamızın, Devlet Anamızın; ‘Oğul, beylik dermekle, ağalık vermekle olur. Sofranı ve keseni yoksullara açık tut’ öğüdünü tutuyoruz. Tüm mazlum milletlere diyoruz ki, ‘Müjdeler olsun, biz geliyoruz’. Hülasa Kıbrıs Türküne sahip çıkan, kalbi Türkiye ile birlikte atan ve federasyon modelini bir kenara bırakarak bölgedeki Türk varlığını kalıcı kılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ı üniversitemizde ağırlamaktan ve kendisine fahri doktora unvanı takdim etmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu mutluluğumuzu paylaşan siz değerli misafirlerimizi de saygı ve muhabbetle tekrar selamlıyorum. 

CUMHURBAŞKANI TATAR: YAŞAMIM KIBRIS’TAKİ MÜCADELELERİN İÇİNDE GEÇTİ

Rektörümüzün konuşmasının ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın özgeçmişi katılımcılarla paylaşıldı. Ardından 'Geçmişten Günümüze Kıbrıs Türkü'nün Adadaki Varoluş Mücadelesi' başlıklı konferans kapsamında katılımcılara hitap eden KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında şunları söyledi:

Dünyaya geldiğim 1960 yılından bu yana hayatım mücadelelerle geçti. Çünkü Kıbrıs o günden bugüne kadar sürekli bir mücadelenin yaşandığı bir yerdi. Bu mücadeleler bugün bana Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı olmayı nasip etti.

1571 yılında bazı kaynaklara göre 60 bin, bazı kaynaklara göre 80 bin şehit vererek kazandığımız Kıbrıs adasında yıllarca verdiğimiz mücadelelerle bugüne getirmeyi başardık. Osmanlı Devleti'nin Kıbrıs'ı fethinden 1878'e kadar kesintisiz bir Türk hâkimiyeti söz konusuydu. Bu yılda Rusya'ya karşı İngiltere'yi yanına çekmek isteyen Osmanlı Devleti, adayı İngiltere'ye kiraladı. Daha sonra iki ülkenin politikaları ayrışınca İngiltere adayı işgal etmeyi kendine hak görmüştür. Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Kurtuluş Savaşı, Kıbrıs Türkü'nün adadaki varlığını yeniden sağlamlaştırmıştır. Başbakan Adnan Menderes döneminde Kıbrıs Cumhuriyeti çözümü getirilmiş Türkiye bu cumhuriyetin garantörü olmuştur. Üniter bir federasyon olarak kurulan bu devlet, Cumhurbaşkanı Makarios'un bunu ENOSIS'in sıçrama tahtası olarak görmesi ve buna yönelik politikalar üretmesi ve 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasını hedef alan darbenin yolunu açmıştır. Bunun üzerine Türkiye garantör devlet olarak 20 Temmuz günü Türk Silahlı Kuvvetleri'yle adaya müdahale etmiştir. Bu tarihten sonra yapılan tüm mücadele Adadaki huzurun nasıl sağlanacağı üzerine yapılan görüşmelerdir.

“80 BİN ŞEHİTLE ALINAN TOPRAKLARIN BİZDEN KOPARILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Yakın zamana kadar uygulanmak istenen federasyon sisteminin altında ne yattığı yakın zamanda ortaya çıkmıştır ki, bu sistemde adayı Avrupa Birliği'nin denetimine alan ve ne Türkiye'nin ne de Kıbrıs Türkü'nün fikrinin sorulacağı bir sistem istenmektedir. Biz 80 bin şehit vererek kazandığımız bu toprağın bizden koparılmasını ve bu dayatmayı asla kabul etmiyoruz. Bunun aksini isteyenlerle mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.

İstenmektedir ki, federasyon sistemi getirilsin, daha önceki anlaşmalara aykırı olarak Avrupa Birliği'ne alınan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin yönettiği ülkeden Türk askeri çıkarılsın ve Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini çöpe atılsın. Mustafa Kemal Atatürk de 1937'de bunu işaret etmiş ve adanın düşman devletlerinin eline geçmesi durumunda İstikbal yollarının kapanacağını ifade etmiştir. Bugüne kadar olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin desteği ile adada bağımsız bir devletle var olmaya devam edeceğiz. Sizleri de Adadaki Türk varlığını desteklemeye çağırıyorum.

“KÜTAHYA’DA VE KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİNDE OLMAKTAN ONUR DUYUYORUM”

Bugün Kütahya'da ve adını Kurtuluş Savaşı Zaferi'nden alan Kütahya Dumlupınar Üniversitesinde bulunmaktan ve bu üniversiteden fahri doktora unvanı almaktan büyük onur duyuyorum. Tıpkı 1571'de olduğu gibi, tıpkı Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi, tıpkı Barış Harekâtı'nda olduğu gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türkleri birdir, beraberdir. 

Biz Kıbrıs'ta verdiğimiz mücadelede 85 milyonun desteğini her zaman hissediyoruz. Avrupa Birliği marifetiyle Türkiye'yle bağları koparılacak bir federasyonu kabul etmiyoruz. Biz adada barış içinde yaşayan iki devletin varlığını savunuyoruz. Bize işine gelince 'bu siyasi bir konudur' deyip, işine gelmeyince 'hukukun üstünlüğü' diyenlere karşı mücadele etmeye devam edeceğiz ve Adadaki Türk varlığını sonuna kadar savunacağız. Kıbrıs Türkü, Kıbrıs'ta vardır ve var olacaktır.

Bugün bana bu unvanı layık bulan, Kıbrıs'ın haklı davasına destek veren Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin değerli Senatosuna ve Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Kâzım Uysal'a teşekkürlerimi sunuyor, hepinizi saygıyla ve minnetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun.

TATAR’A FAHRİ DOKTORA UNVANI VERİLDİ

Konferansın ardından Üniversite Senatomuzun kararıyla Türk Milletinin haklı davası olan Kıbrıs sorununda göstermiş olduğu üstün gayretler ve Mavi Vatan hususundaki hassasiyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında kesintisiz iş birliği ve etkin politika oluşturulmasında yapıcı tavrı ile bu alandaki başarıları vesilesiyle Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a fahri doktora unvanı Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal tarafından sunuldu.

Törenin ardından Rektörlük makamına ziyarette bulunan Ersin Tatar, burada Kütahya protokolü ve Üniversite yönetimimizle bir araya geldi. Ziyaret karşılıklı iyi niyet dilekleri ve hediye sunumu ile sona erdi.

 

Haberi Paylaş

Basın Yayın Halkla İlişkiler - 06 Eylül 2021, Pazartesi / 3415 defa okundu.

Etiketler : DPU, Kütahya, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,

Bu Kategorideki Diğer Haberler