DPÜ’den Hamza Üstünkaya ve Mehmet Gürsoy’a Fahri Doktora Unvanı

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Senatosu’nun kararıyla UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü sahibi çini sanatçıları Hamza Üstünkaya ve Mehmet Gürsoy’a fahri sanat doktoru unvanı takdimi için Üniversitemizde tören düzenlendi.

Üniversitemiz, Hamza Üstünkaya ve Mehmet Gürsoy’a fahri doktora unvanı verdi.

Ahmet Yakupoğlu Amfisi’nde düzenlenen törene, Kütahya Valisi Ali Çelik, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hv. Tuğg. Necati Gündüz, Kütahya Belediye Başkan Yardımcısı Salih Özden, Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, İl Jandarma Komutanı J. Kd. Alb. Murat Kırbaç, İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç, Rektör yardımcılarımız Prof. Dr. Muammer Gavas, Prof. Dr. Hasan Göçmez ve Prof. Dr. Atilla Batur, Genel Sekreterimiz Miktat Bektaş, çini sanatçıları Hamza Üstünkaya ve Mehmet Gürsoy ile aileleri, dekanlarımız, müdürlerimiz, akademik ve idari personellerimiz ve davetliler katıldı.

REKTÖR UYSAL: DPÜ DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKAN BİR ÜNİVERSİTEDİR

Törenin açılış konuşmasını yapan, Rektörümüz Prof. Dr Kâzım Uysal, şunları söyledi:

UNESCO yaşayan insan hazinesi ödüllü İki güzide çini sanatçımız olan Sayın Hamza Üstünkaya ve Sayın Mehmet Gürsoy üstatlarımıza tevdi etmiş olduğumuz fahri doktora diploması takdim törenine hoş geldiniz. Üniversitemizin düzenlemiş olduğu bu anlamlı etkinliğe katılımınızdan dolayı her birinize tek tek teşekkür ediyorum.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi olarak eğitimde, bilimde ve sanatta üretken bir üniversiteyiz ve bu yolda var gücümüzle çalışıyoruz. Tüm personelimizin ahde vefayı ve değerlerine sahip çıkmayı öğrencilerine aşılamayı da görev edinmiş olması, bize ait olan değerlerin küresel bir taarruza maruz kaldığı bu günlerde çok daha önem kazanmaktadır.

Kütahyamız Türk çini sanatının başkentidir. Üniversitemiz bu tahtın ve payenin daha da güçlenmesi için çalışmaktadır. Güzel Sanatlar Fakültemiz, Grafik-Görsel İletişim, Resim, Seramik ve Çizgi Film Animasyon alanlarında çok sayıda mezun verdi ve mezun olan öğrencilerimiz kendi mesleklerinde önemli görevler aldılar. Akademisyenlerimiz nitelikli etkinliklere imza attılar. Çok sayıda ve çeşitli alanlarda aldıkları ödüller ile kurumsal kimliğimizin inşasına ve pekişmesine büyük ölçüde katkı sağladılar.

"FAKÜLTELERİMİZ PROJE VE BAŞARILARINA DEVAM EDİYOR"

Kişisel ve kurumsal düzeyde gösterilen bu çabaların sonucunda Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi URAP verilerine göre dünya sıralamasında ilk 500 üniversite içine girerek 391., Türkiye’de ise 2. sırada yer almıştır. Akademik teşvik sıralamasında ise üst üste iki kez Türkiye ikincisi olmuştur. Elde edilen bu sonuçlar, Güzel Sanatlar Fakültemizin bir fakülteden beklenilen görev ve sorumluluklarını hakkıyla ve başarıyla sürdürdüğüne işaret etmektedir.

Ayrıca Güzel Sanatlar Fakültemiz, hem engelli hem de dezavantajlı kadın ve çocuklarımızın istihdamına katkı sağlayacak Sosyal Gelişmeyi Desteklemek amacıyla projeler geliştirmiştir. Bunun yanı sıra sosyal sorumluluk bilinciyle toplumda farkındalık oluşturmak ve duyarlılık kazandırmak amacıyla üç kez organ bağışı, bir kez sıfır atık temalı uluslararası afiş yarışması gerçekleştirmiş, şimdilerde ise Kütahya Valiliğimiz ile birlikte ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Bir Adım da Sen At’ temalı Uluslararası Kısa Film, Çizgi Film Animasyon, Afiş ve Karikatür yarışmaları düzenlemektedir. Fakültemiz, şehrimiz başta olmak üzere Ülkemiz ve hatta tüm insanlık ile ilgili temel sorunlara dokunmakta ve çok yararlı işler yapmaktadır.

Güzel Sanatlar Fakültemiz bugüne kadar üç kez Ahmet Yakupoğlu adına gerçekleştirdiği Sempozyumları, Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen Çizgi Film Animasyon Sempozyumu, 5 kez gerçekleştirilen ödüllü Ahmet Yakupoğlu Resim Yarışması, 14 kez gerçekleştirilen Çizgi Film Animasyon Festivali, Grafik ve Resim Çalıştayları, Avrupa Birliği başta olmak üzere Kamu ve Sivil Toplum Kuruluşları ile Bilimsel Araştırma Projeleri ile birlikte gerçekleştirdiği projeleri ile aynı zamanda akademik anlamda kendisini kabul ettirmiş bir fakültedir. Bunların yanı sıra 15 Temmuz, 30 Ağustos, 18 Mart, 19 Mayıs, 8 Mart, 24 Kasım gibi önemli millî günlerde düzenlenen çağrılı sergileri ile her yıl ortalama 30’a yakın akademik ve sanatsal etkinlik yapmaktadır.

"GERMİYAN SOKAĞINI KÜLTÜR VE SANAT YERLEŞKEMİZ YAPIYORUZ"

İçinde bulunduğumuz bu salon Kütahya’nın yetiştirmiş olduğu çok önemli bir ismin, Merhum Ahmet Yakupoğlu’nun ismiyle anılmaktadır. Gerek öğrenimleri sebebiyle ders alan öğrencilerimiz, gerekse etkinlikler kapsamında bir vesileyle burada bulunan herkes Ahmet Yakupoğlu’nu, onun sanatını, Türk Kültürüne ve Sanatına kazandırdıklarını görme, öğrenme fırsatı buluyorlar. Aynı şekilde Atölyelerimize ve dersliklerimize şehrimizin 14 kültür ve sanat insanlarının isimlerini verdik. Bu uygulamayla hem çok değerli sanatkâr şahsiyetlerin ölümsüzleşmesine hem de şehrimizin tanıtılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.

Germiyan Sokağı’ndaki tarihi konaklarımızdan bazıları da eğitim amacı ile bize tahsis edildi. Buraya da ‘DPÜ Kültür ve Sanat Yerleşkesi’ adını vereceğiz ve yakında ilave 15 sanatçımızın isimlerini de bu tarihi konaklardaki derslik ve atölyelere vereceğiz. Öğrencilerimizle Kütahyalı sanatçılarımızı buluşturacağız. Tüm öğrencilerimiz, özellikle sanatla uğraşan öğrencilerimiz çok değerli sanatçılarımızı tanıyacaklar ve istifade edecekler. İnşallah, sanatın ve sanatçının değer gördüğü bir üniversite inşa edeceğiz. Kütahya’nın sanatçı yetiştirmeye çok uygun verimli iklimini zenginleştirecek, çini sanatının başkenti olan Kütahyamıza hizmet edeceğiz.

Değerli katılımcılar, bildiğiniz gibi Kütahya, ‘Zanaat ve Halk Sanatları’ alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağına dâhil edilen ülkemizdeki ilk şehirdir. Üniversitemiz, sanat ile ilgili tüm faaliyetleri ile Kütahya’ya verilen bu payeye hizmet edecek, içini dolduracak ve daha ileriye taşıyacaktır. Özelde Kütahya, genelde ise aziz milletimizin kültür ve medeniyetine katkı sağlayacak her türlü organizasyona ev sahipliği yapıyoruz. Bu noktada kamu ve özel sektör ayrımı olmaksızın şehrin tüm kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile verimli bir iş birliği içindeyiz.

"MEDENİYETLERİN GÜCÜ SANATÇIYA VERİLEN DEĞERLE ÖLÇÜLÜR"

Gurur kaynağımız olan medeniyetimiz, Hamza Üstünkaya, Mehmet Gürsoy ve onlar gibi nice gönül insanlarının hayatlarını vakfettikleri el sanatlarımız sayesinde bu derece yükselebilmiştir. Onların bıkmadan, usanmadan, azimle, gayretle ve aşkla yaptıkları nadide eserler, geçmişimizi bu güne, bu günü de geleceğimize bağlayan en sağlam köprülerdir.

Uygurlardan bu yana Türk sanatı olarak adlandırılan çini sanatı, ecdadımızın izinin olduğu her yerde varlığını belirgin bir biçimde hissettirmiştir. Türk milletinin, tarihsel seyri boyunca çeşitli merkezlerde ve üsluplarla sürdürülen çini sanatı günümüzde çoğunlukla Kütahyalı çiniciler tarafından yaşatılmaktadır.

Kütahya, binlerce yıllık tarihide pek çok farklı unvanla anılmıştır. Bugün de ‘Kuruluşun ve Kurtuluşun Şehri’ unvanının yanı sıra ‘Türk Çini Sanatın Başkenti’ olarak nitelendirilmektedir. Ata yadigârı çini sanatının halen yaşatılması ve geleceğe taşınabilmesi için emek veren, göz nuru döken çini sanatçıları bu noktada en çok takdir edilmesi gereken kişiler olmalıdır. Sanatın ve sanatçıların değer gördüğü toplumlar, medeniyet iddiası en güçlü olan toplumlardır. Başarılı kişilerin ödüllendirilerek, takdir edilmesi, genç kuşakları teşvik eder, yeni sanatkârların da yetişmesi için zemin hazırlar. Bu sebeple kadim çini sanatına gönül vererek geçmişten geleceğe köprü olan, kültürümüzü Kütahya'da, ülkemizde ve yurtdışında layıkıyla temsil eden, başarıları sebebiyle UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" çini sanatçıları olan Hamza Üstünkaya ve Mehmet Gürsoy üniversitemiz tarafından fahri doktora payesi ile ödüllendirilmiştir.

"ÇİNİ SANATIMIZ BİN YILLIK BİR IRMAKTIR"

Ürettikleri eserler ve örnek yaşantıları ile önce yerelde, sonra ulusal düzeyde ve nihayet uluslararası çevrelerde isimleri zihinlerde yer bulmuş kıymetli sanatçılarımız ile tanışabilmek, onların eserlerinden feyz alabilmek, medeniyetimize sağladıkları katkılara birinci elden şahit olabilmek bizler için büyük bir şans ve bahtiyarlık sebebi olmalıdır. Zira sanatkârlarımız Sayın Hamza Üstünkaya ve Sayın Mehmet Gürsoy Türk sanatına, kültürüne ve medeniyetine büyük bir güç katmışlardır.

Geçmişten günümüze emek vermiş, alın teri dökmüş sayısız sanatkârlarımız gibi onlar da sanat birikimimize ayrı bir nefes, ayrı bir estetik zarafet, ayrı bir mana derinliği kazandırdılar. Her ikisinin de eserlerine baktığınızda, sanki bir musiki dinler gibi, sanki yaz sıcağında esen meltem rüzgârının serinliğinde huzur bulmuş gibi olursunuz. Bazen bir mecnunun sevdasını, bazen sılanın özlemini, bazen ilahi aşkın yakarışını ve bazen de uçsuz bucaksız bozkırlardan, Anadolu’ya, bu mümbit topraklara uzanan kadim göçlerin, çilelerin hikâyesini yaşarsınız.

Ata yadigârı çini sanatımızı bin yıldan fazla zamandır akan bir ırmağa benzetecek olursak, bu sanatın nice boş arazileri, nice verimsiz toprakları sulamış, canlandırmış olduğunu çok daha iyi idrak edebiliriz. Dünyaya Türk Çini Sanatını en üst perdeden tanıtmayı başarmış İznik ve Kütahya Çiniciliği; “Ab-ı Hayat” gibi gönül tarlalarımıza can veren bu ırmağın iki farklı kolu, iki farklı lezzeti, iki farklı nimetidir. Bu nimetleri bizlere ulaştıran ve başarılı çalışmalarıyla geleceğe taşıyan sanatkârlarımıza müteşekkiriz ve huzurlarınızda da ayrıca teşekkür ediyorum.

"GÜRSOY VE ÜSTÜNKAYA'YI FAHRİ DOKTOR İLAN ETMEKTEN ŞEREF DUYARIM"

Malumlarınız üzere İbn-i Sina’ya atfedilen meşhur bir söz vardır: Bilim ve sanat itibar görmediği toplumları terk eder. Bu bilinçten hareketle Kütahya Dumlupınar Üniversitesi olarak bizler kendimizi sorumlu hissediyoruz. Elde edilen her başarının alkışlanması, takdir edilmesi ve hak edilen itibarın teslim edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu sebeple Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Seramik ve Cam Ana Sanat Dalı’nın teklifini çok kısa sürede Üniversite Senatomuzun gündemine taşıdık. Senato üyelerimizin tamamının desteğini alarak oybirliği ile aldığımız karar doğrultusunda, Sayın Hamza Üstünkaya ve Sayın Mehmet Gürsoy üstatlarımızı üniversitemizin fahri doktorları ilan etmekten şeref duyarım.

Türk Sanatına, Türk Kültürüne ve Türk Medeniyetine yaptıkları katkılar sebebiyle kendilerine huzurlarınızda tekrar teşekkür eder, bundan sonraki hayatlarının uzun ve bereketli olmasını yüce Allah’tan niyaz ederim.

BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEN: SANATÇILARIMIZ İNSANLIK ALEMİNİN SANATÇILARI OLDULAR

Törende Rektörümüzden sonra söz alan Kütahya Belediye Başkan Vekili Salih Özden şuları söyledi:

Şehrimiz Kütahya her türlü neşvi neva gururu sanatın çok müstesna şehirlerden birisi. Şehrimizde şairlerimiz var, ressamlarımız var, hat, tezhip, minyatür gibi alanlarda uğraş veren sanatçılarımız var. Aklınıza gelebilecek her türlü sanatın temsilcileri ilimizde var. Fakat çini bize mahsus bir şey. Bugün çok nadir olarak Kütahya’da ve dünyada da çok sayılı yerlerde yaşatılan bir sanat. Orta Asya’dan itibaren bir Türk sanatı olarak Kütahya bu sanatın başkenti durumunda.

Çini denilince iki noktaya temas etmeden geçilmez. Birincisi çininin ham maddesi topraktır, çamurdur. Dostlarımızla yaptığımız toplantılarda hep bunu konuşuruz. İnsanoğlunun da ham maddesi topraktır Yüce Mevla ilk inanı topraktan yaratmıştır. Sonra ona bir ruh üflemiştir. Dolayısıyla toprağa şekil vermek, toprağı desenlemek, bir yaratıcı iradesinin cüzi olarak insanoğlunda tecelli ettiği şeklinde düşünüyorum. Fakat Namık Kemal Hürriyet Kasidesin de her insanın toprağının da kendi vatan toprağının olduğunu söyler. Yani insanoğlunun mayasının toprağı vatan toprağındandır. O halde vatan yolunda o vücut toprak olsa ne gam der.

Dolayısıyla Kütahya toprağının da bu açıdan değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. İkincisi de şöyle bir tabir vardır ekmek hamurken yenmez. Ekmeğin ekmek olabilmesi için hamurun ateşte pişmesi gerekir. Meyveleri hamken yiyemezsiniz olgunlaşması için mutlak kızgın güneş sıcaklarına ihtiyaç vardır. İnsanoğlu da o halde ateşlerde yanmalı ki kemale ersin. Kemale ermek için yanmak şarttır. Çini de çok kızgın ateşlerde yanarak şekillenen bir şeydir. O açıdan çiniyi Türk sanatının günümüze kadar gelmiş en önemli değerlerinden birisi olarak bunun da başkenti ilimiz.

İki sanatçımız önce Kütahya’nın sanatçılarıydı sonra Türkiye’nin, şimdi ise insanlık aleminin sanatçıları oldular ve bunu uluslararası örgüt tescillemiş durumda. İnsanlığın evrensel değerleri olmak çok kolay değil. Sınırları aşmak, çağları aşmak demektir

VALİ ÇELİK: DPÜ SENATOSUNUN ALDIĞI KARAR ÇOK KIYMETLİ

Özden'den sonra katılımcılara hitap eden Kütahya Valisi Ali Çelik, sanatçıların kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyleyerek başladığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

Bizler hayatımızı bir plan dâhilinde yaşıyoruz. Bazen hayatımızı, günlerimizi kurgularken çok acil işlerimiz oluyor ve zamanımızı bu işlerle tüketmeye başlıyoruz. Tabi acil işlere çok kafa yoranların dışında önemli işlere emek ve zaman ayıranlar farklılaşıyor. Bugün burada bulunan iki üstadımızı, kendileri için değerli olan ve sanatı yaşatma amacına hizmet eden fedakar insanlar olarak tanıdım.

Mehmet Gürsoy Beyefendi'yi ilk karşılaştığımızda çiniden bahsederken, ses tonundaki nezaket ile tanıdım. Hamza Üstünkaya Ağabey'i de, onun içindeki aşkı, kelimelerinde çiniye duyduğu sevdasıyla, her çizdiği desene sanki çocuğu kadar değer vermesiyle tanıdım. İçinde olan heyecanı kaybetmemesi, kendisi için değerli olan bir şeyi gözünden yaş gelircesine anlatmasını gördüm. Bundan da kendi adıma çok büyük mutluluk duydum.

Üniversitemizin Senatosunda aldığı fahri doktora diploma takdim töreniyle bizleri bir araya getirmesi çok kıymetli ve değerli. Mehmet Gürsoy ve Hamza Üstünkaya gibi ülkemizde çok sayıda sanatkar var. Bu tören umarım sanatçılarımızın hayattayken değerlerini bilmemize, bu güzellikleri başta çocuklarımız olmak üzere hayatlarımıza adapte etmemize bir vesile olur. İnşallah bizler de hayat telaşemizde acil olanların değil değerli olanın peşinde koşarız. Bu nezaketli düşüncelerinden dolayı Rektörümüze ve üniversitemize teşekkür ediyorum.

ÜSTÜNKAYA: BENİ BU MERTEBEYE LAYIK GÖRENLERE BİNLERCE KEZ TEŞEKKÜR EDİYORUM

Protokol konuşmalarının ardından fahri doktora unvanı takdim törenine geçildi. İlk olarak çini sanatçısı Hamza Üstünkaya'nın özgeçmişini anlatan video katılımcılarla paylaşıldı. Törende bir konuşma yapan Hamza Üstünkaya, düşüncelerini şöyle ifade etti:

Elinin verdiği el vermez diye bizlere nasihat eden Çanakkale şehidinin oğlu çini sanatının duayeni babam Hacı Mehmet Üstünkaya ve cümle alemin bu dünyadan ayrılanlarına Allah gani gani rahmet eylesin. Beni bu mertebeye layık gören eşe, dosta, kardeşlere selam olsun binlerce kez teşekkür ediyorum. Beni tanıyıp bilenlere, sevenlere, sayanlara, gelenlere binlerce teşekkür.

Günümü gecemi ay gibi parlatıp haz ve tat verenlere binlerce teşekkür. Bana yön iz olan ağabeylerime, ustalarıma, sanat elçilerine binlerce teşekkür. Beni gün be gün büyütüp geliştirdiniz. Bu sanatın günü güneşi sizsiniz. Sanatım alemlere vatanıma yöreme iz damga olsun.

Ardından da Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal sahneye davet edilerek sanatçıya fahri sanat doktoru unvanı sunuldu.

GÜRSOY: SANAT YARATILIŞTAKİ GÜZELLİĞİ DIŞA VURMA HADİSESİDİR

Özgeçmişinin katılımcılarla izlettirilmesinin ardından sahneye davet edilen çini sanatçısı Mehmet Gürsoy, konuşmada şunları söyledi:

Sanat, Cenab-ı Allah’ın yani benzeri olmayanı meydana getiren isminin ilahi bir ilhamla insanlardaki tecellisidir. Bu tecelli doğumunda bütün insanlara üflenir. Ancak pek az insanın basit dendiği çoğunluğunun farkına bile varmadığı bir belli ağdır. Yani bir halik tarafından verilen emanet yani sanat kabiliyeti iyiye kullanırsa rabbimin dediği yani eşi benzeri olmayan iyi güzel işi tecelli eder. Ve insanın rabbimin kainatta son derece güzel sanat ve mucizelerini yaratan şerifine taklide olarak meyleder, gayret eder. İşte o taklide sanatı doğurmuştur. Yani, sanata Allah’ın yarattığı her şeyin insana bahşedilen maharet ile taklididir. Sanat yaratılıştaki güzelliği, ahengi, ölçüyü, estetiği, zerafeti dışa vurma hadisesidir. Ve sanat ilahi bir nimettir.

Allah tarafından insanlara rütbe edilen. Ecdadımızın yaptığı eserler bize geçmişten gelen mektuplardır. Bu mektupları güzel bulmak lazım. Bu mektupları güzel okuyamadığımız zaman cevabını hiçbir şekilde verememiş oluruz. Ecdadımız yaratılıştaki altın oranı keşfetmiş ve eserlerine bunları yansıtmıştır. Ve bu altın orandaki zerafet, denge, ahenk sanata yansımış onun için bölye hayretle izlediğimiz eserler meydana gelmiştir. Gözümüzün nurudur bunlar. Gözümüzün nuru da kalbimizdir. İşte sanatla dökülen göz nuru böylesine güzel.

Sanat şifadır, sanatkarda şifacı. Hem göze şifacı hem gönül eş bağcığı. Sanatın amacı ruhumuzu hayat gündeminin tozlarından temizlemektir. En güzel ifadeye sanat Allah’a ayda tutmaktır. Başarının kısa yolu olmamıştır. Aşkla yapılan işlerin aşık etmek gibi marifeti de vardır. Herkes sanatımıza aşık olur ama sanatkar mütevazi olmalıdır. Sanatkar susar, eserleri konuşur.

Mehmet Gürsoy, konuşmasının ardından fahri sanat doktoru unvanını Prof. Dr. Kâzım Uysal’ın elinden aldı.

Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

Haberi Paylaş

Basın Yayın Halkla İlişkiler - 24 Haziran 2021, Perşembe / 989 defa okundu.

Etiketler : DPU, Kütahya, dumlupinar üniversitesi,

Bu Kategorideki Diğer Haberler