DPÜ’de Ustalara Saygı Töreni

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesindeki 14 atölyeye Kütahya protokolünün katıldığı Ustalara Saygı adlı törenle Kütahyalı usta sanatçıların isimleri verildi.

DPÜ Güzel Sanatlar Fakültesindeki 14 atölyeye Kütahyalı usta sanatçıların isimleri verildi.

Fakültemizdeki Kırmızı Salon’da gerçekleşen törene Kütahya Valisi Ali Çelik, Kütahya milletvekilleri İshak Gazel, Ali Fazıl Kasap ve Ahmet Erbaş, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hv. Tuğ. Necati Gündüz, Kütahya Belediye Başkan Yardımcısı Salih Özden, Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, rektör yardımcılarımız Prof. Dr. Muammer Gavas, Prof. Dr. Hasan Göçmez ve Prof. Dr. Mustafa Aydın, Genel Sekreter Vekilimiz Prof. Dr. Atilla Batur, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Levent Mercin, STK temsilcileri ve üniversitemizin akademik ve idari personelleri katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başlayan törende protokol üyeleri konuşmalar yaptı.

MERCİN: GELENEKLERİMİZDE VEFA ÇOK ÖNEMLİ BİR YER ALIR

Törende ilk sözü alan Prof. Dr. Levent Mercin, “14 kültür sanat insanının isminin atölyelerimize verilmesi amacıyla toplandığımız bu günde bu törene hoş geldiniz şeref verdiniz” diyerek başladığı konuşmasında katılımcılara şöyle hitap etti:

Bugün Mimar Sinan’ın eserlerini hâlâ en güzel şekilde yâd ediyorsak ve UNESCO 2011 yılında Selimiye Camisi’ni Dünya Kültür Mirası olarak kabul ediyorsa burada sadece mühendisliğin ve bilimin olmadığını, sanatın ve estetiğin olduğunu bilmemiz gerekir. Bizim geleneklerimiz içerisinde vefa çok önemli bir yer alır. Dolayısıyla biz de Güzel Sanat Fakültesi olarak sanatçılarımıza vefa borcumuzu yerine getirmemiz gerekiyor. 14 sanatçımızın ismini konferans salonlarımıza, TV stüdyomuza, dersliklerimize ve atölyelerimize verdik. Bundan sonraki dönemde burada okuyan öğrenciler bu sanatçılarımızı tanıyacak ve yâd ederek yaşatacaklar. 

UYSAL: KÜTAHYA TASARIM TEKNOKENT HİÇ OLMADIĞI KADAR İYİ DURUMDA

Üniversitemiz her alanda ilerliyor ve milletimizin beklentilerini karşılamak için var gücü ile çalışıyor. Bu vesile ile üniversitemizle ilgili bazı hususları paylaşıp sonra bu etkinlik hakkında konuşmak istiyorum.

Geçen hafta tasarım teknokentimizin Keremika Kuluçka Merkezi’ni açtık. Görevi devraldığımızda tasarım teknokentimiz ülkemiz teknokent sıralamasında en son sıradaydı. Turnike sistemi, Ar-Ge portalı, interneti, kuluçka merkezi, ihracatı ve patenti yoktu. Problemleri, alt yapı eksiklikleri ve borcu çoktu. %20 kapasite ile çalışıyordu. Bir yıl gibi kısa bir sürede tüm altyapı eksikliklerini tamamladık, borçları ödedik ve şu an artıdayız. Ulusal ve uluslararası patentlerimiz var. İhracat yapan firmalarımız var. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi il dışından gelen ve tasarım teknokentimizde firma açan müteşebbislerimiz var. Şu an boş olan sadece bir ofisimiz kaldı, yani dolduk. Ek bina arayışı içindeyiz.

"ÖĞRENCİ SAYIMIZ HİÇ OLMADIĞI KADAR ARTTI"

Son yıllarda öğrenci sayılarımız düşmekteydi. Bu yıl öğrenci sayımız ve doluluk oranlarımız gayet iyi seviyede. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi doluluk oranı uzun yıllar sonra ilk defa %95’i aştı. Uluslararası öğrenci sayımız yaklaşık 5 binlere dayandı. DPÜ uluslararası öğrenci sayısı bizden önce 1700 civarında iken son bir yıl içinde yaklaşık 3 kat artış gösterdi. Bu durum Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin artık uluslararası bir üniversite olduğunun tescilidir.

Lisansüstü öğrenci sayımız da üniversite tarihinde hiç olmadığı kadar artmıştır. Yaklaşık 7 bin 800 civarında lisansüstü öğrencimiz vardır. Biliyorsunuz lisans öğrenci sayısı/lisansüstü öğrenci sayısı oranı üniversitelerin kalite sıralamasında önemli bir göstergedir. Bizden önce yaklaşık %5 civarında olan bu oran %15’e çıkmıştır. Bu ise yaklaşık 3 kat bir artış demektir. Biliyorsunuz lisansüstü eğitim, bilginin ve teknolojinin üretilmesi için çok önemlidir. DPÜ, artık bilgiyi kullanan değil bilgiyi üreten bir üniversitedir. Yeni yüksek lisans ve doktora programları da açtık. İnşallah bu artış artarak devam edecek ve DPÜ kısa zamanda hak ettiği yere gelecektir.

"PROJE SAYIMIZ VE BÜTÇEMİZ HİÇ OLMADIĞI KADAR ARTTI"

Üniversite kaynaklı (BAP) projelerimiz hiç olmadığı kadar çeşitlendi ve arttı. Bizim bir yılda BAP projelerine ayırdığımız kaynak, bizden önceki 5 yıldan daha fazladır. Öncelikli alanlar belirledik. Bu öncelikli alanlar, aslında ülkemizin öncelikli alanlarıdır. Öncelikli alanları ve üniversite sanayi işbirliğini öncelikle destekledik. Enerji depolama, bor uç ürünleri, biyoteknoloji ve yazılım ile ilgili alanlara özel bütçeler ayırdık. Bu alanlarla ilgili araştırma ve uygulama merkezleri kurduk. İnşallah bunların neticelerini de kısa zamanda alacağız.

Üniversite dışı kaynaklardan aldığımız projeler de şimdiye kadar hiç olmadığı kadar arttı. TUBİTAK, Zafer Kalkınma ve Avrupa birliğinden alınan projelerde önemli artışlar oldu. Kamu-üniversite-sanayi işbirliğine de çok önem veriyoruz ve DPÜ tarihinde olmadığı kadar iyi durumdayız. TÜBİTAK’ın desteklemiş olduğu 2244 sanayi doktora programından ilk defa öğrenci aldık ve 44 üniversite arasına girdik. Sanayicilerimizle kamu kurumlarımızla şimdiye kadar hiç olmadığı kadar işbirlikleri yapıyor ve protokoller imzalıyoruz. 

"PERSONEL MEMNUNİYETİMİZ HİÇ OLMADIĞI KADAR ARTTI"

Eskiden bir sağa bir sola savrulurduk. Bir dönem 28 Şubat çetesinin bir dönem de 15 Temmuz haşhaşilerinin etkisinde kaldık. Bu üniversitede şimdiye kadar hak ettiği ve hiçbir suçu olmadığı halde kadro bekleyen ve bu sebeple mağdur olan doçent ve profesörler her dönem olmuştur. Hamdolsun hak edene hak ettiğini verdik. Şu an birkaç inceleme ve soruşturması olan arkadaşım hariç kadro bekleyen doçent ve profesör adayımız yok. Biz sadece hak edişe bakıyoruz. Başarıya ve üretkenliğe bakıyoruz. Yüz kızartıcı suçu yoksa terör örgütleri ile iltisaklı değilse ve hak etmişse kadrosunu veriyoruz. Bu da üniversitemizde ciddi bir rahatlamayı beraberinde getirdi. Şu an bana kadro talebi için gelen yok. Herkes işine gücüne bakıyor. Güven içinde çalışıyor. Bu da üretkenliği ve başarıyı beraberinde getiriyor.

İyi yoldayız ve inşallah emin adımlarla yolumuza devam edeceğiz. Üniversitemize, Kütahya’ya ve aziz milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu kadar iş yaparken elbette bazı olumsuzluklarla karşılaşacağız. Her yaptığımız beğenilmeyecek. Bu gayet normal.

"TÜRK KÜLTÜR VE SANATINA KENDİSİNİ ADAMIŞ KÜTAHYALI 14 GÜZİDE SANATÇIMIZ"

Sayın valim ve sevgili misafirler, bugün Güzel Sanatlar Fakültemizin derslik, konferans salonu, stüdyo ve atölyelerine Türk kültür ve sanatına kendisini adamış Kütahyalı 14 güzide sanatçımızın isimlerini vereceğiz. Ben, hem ebediyete intikal etmiş hem de hayatta olan çok değerli santçılarımızın isimlerini zikretmek istiyorum. Ahmet Yakupoğlu (Vefat etti), Ahmet Uluçay (Vefat etti), Prof. Dr. Oktay Aslanapa (Vefat etti), Abdullah Taktak (Vefat etti), Hüseyin Yüce (Vefat etti), Sıtkı Olçar (Vefat etti). Hisarlı Ahmet (Vefat etti), Hafız Emin Efendi (Vefat etti), Rıfat Çini (Vefat etti), Mehmet Gürsoy, Mehmet Koçer, İsmail Yiğit, İbrahim Kocaoğlu, Hamza Üstünkaya,

Neden böyle bir uygulamayı yapıyoruz? Böyle bir uygulamayı üç maksat için yapıyoruz. Başta şunu ifade etmeliyim: Sanat ve sanatçı, beni Rabbime yaklaştırıyor. Bana Rabbimi sevdiriyor. Bundan dolayı da sanat ve sanatçıyı seviyorum.

"SANATÇIYA VEFA BORCUMUZ OLDUĞU İÇİN DERSLİKLERİMİZE İSİMLERİNİ VERİYORUZ"

Vefa, insani bir vasıftır. Her insan kendine yardım edene ve faydası dokunana saygı duyar. İnsanın yaratıcıya ibadeti de vefa duygusunun gereğidir. İnsan, bu sistemi kuran, kendini yoktan var eden, cansız varlıkları, bitkileri ve hayvanları hayata hizmet ettiren yaratıcıya teşekkür etme ihtiyacı hissediyor. Dünyayı binek, güneşi soba ve lamba yapan yaratıcıya karşı minnet duyuyor. Topraktan, bitkilerden ve hayvanlardan tüm ihtiyaçlarını karşılayan yaratıcıya karşı insanda vefa hisleri uyanıyor. Zehirli bir böcekten balı, elsiz bir böcekten ipeği giydiren rabbine karşı sevgi duyuyor. Vefa hissetmek ve seveni sevmek insani bir özelliktir. İşte biz de ilimize, milletimize, kültür ve sanatımıza büyük hizmetler etmiş bu 14 sanatçımıza teşekkür ediyor ve yaptıkları katkılardan dolayı vefa borcumuz olduğunu düşünüyoruz. Bu 14 güzide sanatçımızın isimlerini derslik ve atölyelere vermekle bir nebze olsun vefa borcumuzu ödemeye çalışıyoruz. 

"SANATÇIYA KARŞI İNSANİ GÖREVLERİMİZ OLDUĞU İÇİN DERSLİKLERİMİZE İSİMLERİNİ VERİYORUZ"

Sanata ve sanatçıya değer vermek sadece insana mahsus bir özelliktir. İnsandan başka hiçbir canlı sanatın değerini, sanata bakıp sanatçının büyüklüğünü anlayamaz. Yaratıcının insanı muhatap alması ve kendini tanımakla görevlendirmesi insanın bu özelliğinden dolayıdır. İnsan, diğer canlılardan farklı olarak varlıklardaki sanata bakarak Rabbini tanıyabiliyor. Kendi yaptığı gül resmi ile gerçek gülü karşılaştırarak rabbinin büyüklüğünü anlayabiliyor. Ben, kendi yaptığım resimle rahmetli Ahmet Yakupoğlu’nun resmini karşılaştırıyorum, Ahmet Yakupoğlu’nun büyüklüğünü anlıyorum. Ahmet Yakupoğlu’nun yaptığı bir manzara resmiyle gerçek manzarayı karşılaştırıyorum, Allah’ın büyüklüğünü anlıyorum ve Allah’ı daha çok seviyorum. İşte bu mantığı insandan başka hiçbir canlı yürütemez. O halde sanata bakıp sanatçıyı anlamak insani bir görevdir. Biz de bu 14 sanatçımızın ürettiği sanat eserlerine bakarak sanatçılık derecelerini ve büyüklüklerini anladık. Büyük sanatçı oldukları için de onları seviyoruz, minnet duyuyoruz ve takdir ediyoruz. Bundan dolayı da isimlerini en güzel fakültemizin en güzel dersliklerinde yaşatmak istiyoruz. Böylece insani görevimizi yapıyoruz.

"SANATÇIYA DEĞER VERMEK EĞİTİM AÇISINDAN ÖNEMLİ OLDUĞU İÇİN DERSLİKLERİMİZE İSİMLERİNİ VERİYORUZ"

Sevgili misafirler, üzüm üzüme baka baka kararır. Ortam, ortamın şartları insan gelişiminde çok önemli yere sahiptir. İnsan adeta hissiyat kazanı gibidir. İyi ortamlarda ve şartlarda iyi ve insani hisler yeşerir, böyle ortamlarda insan da genelde iyi ve kâmil olur. Kötü ortamlarda kötü ve şeytani hisler yeşerir. Böyle ortamlarda da insan genelde kötü olur. Bundan dolayı iyi insan yetiştirmek için başta aile, mahalle, okul ve derslik ortamları istenilen özelliklerde olmalı. İşte Kütahyalı 14 mümtaz şahsiyetin isimlerini dersliklere vermekle biz aslında gençlerimizin onlar gibi olmalarını, onlara özenmelerini ve onları örnek almalarını istedik. Bu sanatçılarımızın isimleri ve hayat hikâyeleri dört yıl boyunca öğrencilerimizin hafızalarına kazınacak. Sanata özenecekler ve sanatçıyı sevecekler. Bizim de istediğimiz zaten budur.

Sevgili misafirler, sanatla uğraşan insandan zarar gelmez. Çünkü sanat aslında içteki güzelliğin dışa yansımasıdır, sanat eseri ise içteki güzelliğin tecessüm etmiş, cisimleşmiş halidir. O halde kötülükleri önlemek, toplumdaki suç oranını azaltmanın bir yolu da sanata ve sanatçıya değer vermekten geçer.

Sanat bir milletin hayat damarıdır. Bir millet sanata ve sanatçıya değer verdiği nispette canlanır ve gelişir. Medenileşir ve kökleşir. İşte tüm bu eğitimle ilgili olumlu kazanımlarından dolayı sanata ve sanatçıya önem veriyoruz. Sanata ve sanatçıya önem verdiğimiz için de şehrimize mal olmuş 14 güzide sanatçımızın isimlerini Güzel Sanatlar Fakültemizin dersliklerinde ve atölyelerinde yaşatmak istiyoruz. İstiyoruz ki öğrencilerimiz vefat eden sanatçılarımızın ruhaniyetleri ile ve sağ olan sanatçılarımızın da örnek şahsiyetleri ile beraber olsunlar. Onlarla birlikte eğitim görsünler ve yetişsinler.

"DİĞER FAKÜLTELERE DE HÜSN-Ü MİSAL OLSUN"

Böyle bir uygulamayı yaptıkları ve bu etkinliği düzenledikleri için başta sayın dekanımız Prof. Dr. Levent Mercin olmak üzere emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Bu güzel uygulamanın diğer fakültelerimize de hüsn-ü misal olmasını diliyorum.

Ben, bu anlamlı etkinliğe katılan herkese teşekkür ediyor, isimleri fakültemizde yaşayacak sanatçılarımızdan vefat edenlere Allah’tan rahmet, sağ olanlara da sağlık, huzur ve uzun ömürler niyaz ediyorum.

ÖZDEN: KADİM BİR KÜLTÜR VE SANAT ŞEHRİNDE YAŞIYORUZ

Kütahya Belediye Başkan Vekili Salih Özden ise konuşmasında şu sözlere yer verdi: 

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Büyük ilim ve fikir adamı İbn Haldun mukaddemesinde şu sözleri söyler: Coğrafya kaderdir. Gerçekten ne güzel bir kaderimiz varmış ki, kadim bir şehrin bir kültür ve sanat şehrinin içerisinde yaşıyoruz. Bugün güzel bir etkinlik için buradayız. Sözün en güzelini Büyük Önder söylemiştir. ‘Beyler’ diyor Büyük Önder, ‘Milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz hatta reisicumhur olabilirsiniz ama sanatkâr olamazsınız.’ Bugün dersliklere ve atölyelere ismi verilen sanatçıları tebrik ediyorum, ebediyete intikal eden sanatçılarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Üniversitemize de böyle güzel bir etkinlik düzenlediklerini için teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
 
ERBAŞ: GÜZEL SANATLAR MİLLETİ MİLLET YAPAN EN ÖNEMLİ DEĞERLERDENDİR

Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş ise Sizlerle bu anlamlı etkinlikte birlikte olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum’ diyerek başladığı konuşmasında şöyle konuştu:

Güzel sanatlar milleti millet yapan en önemli değerlerimizden biridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi ‘Milletimizin güzel sanatlar sevgisini her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.’ Milletimizin geleceğini geçmiş ile yoğuran kültür ordusunun fertlerini anmak ve hatırlamak çok değerlidir. Sanat eserleri onları anlayan insanların varlığıyla sonsuza kadar yaşar. Milletlerin dünyadaki itibarları sanat ve bilim dallarındaki varlıklarıyla ölçülür. Milli sanat varlığımıza katkıda bulunan çok değerli sanatçılarımızı, ustalarımızı, üstatlarımızı anıyoruz. Bu organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen bütün çalışanlara teşekkür ediyorum.
 
VALİ ÇELİK: SANATÇILARIMIZIN İSİMLERİ YAŞAYACAK
Kütahya Valisi Ali Çelik, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
Yaratıcının sonsuz kudretinin içimizdeki yansıması olan sanat; insanın, eserleriyle varlığını baki kılma ve yüzyıllarca unutulmama gayesi taşıyor. Bu anlamda çok kıymetli, değerli insan hazinelerimiz var. Üniversitemiz, bugünkü anlamlı çalışmasıyla onların isimlerinin yüzyıllarca yaşatılmasına ve inşallah o değerli isimlerin öncülüğünde nice sanatçının yetişmesine de vesile olacak.

Sanatçıların bazen hayattayken anlaşılamadığını, yaşamını yitirdiğinde hakkının teslim edildiğini kaydeden Vali Çelik, “Önemli olan yaşarken anlaşılmak, yaşarken kıymet görmek. Bazen anlaşılmamış olabilirsiniz; ama sarf ettiğiniz çaba, eserleriniz gün gelir bedenleri, asırları aşar ve hikâyenizin, yaşanmışlığınızın devam etmesine vesile olur. Bugün, Üniversitemiz bunun ilk adımını atıyor. Artık bir öğrenci ‘101 No’lu dersliğe gidiyorum’ değil; ‘Ahmet Yakupoğlu, Hisarlı Ahmet, Ahmet Uluçay, Oktay Aslanapa, Hafız Emin Efendi, Rifat Çini, Abdullah Taktak, Sıtkı Olçar, Hüseyin Yüce, Hisarlı Ahmet, Hamza Üstünkaya, Mehmet Koçer, Mehmet Gürsoy, İsmail Yiğit ve İbrahim Kocaoğlu dersliğine gidiyorum’ diyecek. Bu cümle her sarf edildiğinde o isimlerin bıraktığı kültür, medeniyet ve tasarımın sanatsal yanı, zihinsel yönün bir çağrışımı olacak ve onun adı yaşamaya devam edecek” diye konuştu.

Törenin ardından Fakültemizdeki atölyelere isimleri verilen sanatçılara ve yakınlarına günün anısına Taç Kapı desenli çini hediye edildi.
 
ATÖLYELERİMİZE İSİMLERİ VERİLEN SANATÇILARIMIZ
• Abdullah Taktak, Ressam
• Ahmet Uluçay, Yönetmen
• Ahmet Yakupoğlu, Ressam
• Hafız M. Emin Efendi, Çini Sanatçısı
• Hamza Üstünkaya, Çini Sanatçısı
• Hisarlı Ahmet, Halk Ozanı
• Hüseyin Yüce Naif, Ressam
• İbrahim Kocaoğlu, Çini Sanatçısı
• İsmail Yiğit, Çini Sanatçısı
• Mehmet Gürsoy, Çini Sanatçısı
• Mehmet Koçer, Çini Sanatçısı
• Prof. Dr. Oktay Aslanapa, Tarihçi-Akademisyen
• Rifat Çini, Çini Sanatçısı
• Sıtkı Olçar, Çini Sanatçısı

Haberi Paylaş

Basın Yayın Halkla İlişkiler - 02 Mart 2021, Salı / 877 defa okundu.

Etiketler : Kütahya, dumlupinar üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Prof. Dr. Kazım Uysal,

Bu Kategorideki Diğer Haberler