Prof. Dr. Kasımoğulları Aile Seminerleri’nde Konuştu

Fen Edebiyat Fakültemizin Dekanı Prof. Dr. Rahmi Kasımoğulları, Kütahya İl Müftülüğünün Aile Seminerleri kapsamında ‘Pandemi Döneminde Temizlik Konusunda Aşırılıktan Kaçınmak’ başlıklı söyleşide konuşmacı olarak yer aldı.

DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Rahmi Kasımoğulları Pandemi Döneminde Temizlik Konusunda Aşırılıktan Kaçınmak etkinliğine konuşmacı olarak katıldı.

Kütahya Müftülüğü tarafından çevrim içi olarak düzenlenen ve Kütahya Müftüsü Hüseyin Demirtaş’ın sunuculuğunu üstlendiği Aile Seminerleri başlıklı etkinliğe konuk olan Prof. Dr. Rahmi Kasımoğulları, ‘Pandemi Döneminde Temizlik Konusunda Aşırılıktan Kaçınmak’ konusunun ele alındığı yayında şu ifadeleri kullandı:

Temizlik diğer bir ifadeyle hijyen; sağlığa zarar verecek her türlü is, pas, kir, toz, necis vb. kötü şeylerin ortamdan uzaklaştırılması şeklinde yorumlanabilir. Dindeki temizlik ise kalbin temiz olması yani kalpte kötü duygu ve hisleri barındırmamaktır. Temizlik yapacağız, çünkü gündelik yaşantımızda özellikle de pandemi döneminde hijyene önem vermemiz gerekiyor. Diğer yandan dinimiz bunu emrediyor ve Peygamberimiz de (S.A.V.) şiddetle tavsiye ediyor. Ancak temizlik yaparken ifrat ve tefritten uzak durmak gerekir. Özellikle titiz ve vesveseli ev hanımlarında olduğu gibi, temizlik yapayım derken hem kendimize hem de çevremizdekilere zarar veriyor isek ya da yaptığımız temizlik, dini ve içtimai vecibelerimizin aksamasına sebep oluyor ise elbette tehlikelidir. İşte o zaman temizlik ibadet iken bize dert ve sıkıntı olabilir.

Bilindiği gibi Aralık 2019’un sonlarında, Çin’de ortaya çıkmış ve bir ay içinde hızla yayılmış olan Covid-19 salgını, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Herkesin Covid-19’a karşı korunma amaçlı hijyene son derece özen gösterdiği şu günlerde, elbette ki ev ve beden temizliği de büyük önem arz ediyor. Peki, zorunlu olmadıkça evden çıkmadığımız bu günlerde, evimizi ve bedenimizi nasıl temizlemeliyiz? Astımlı ve alerjik kişilerin, bu temizlikten etkilenmemesi için nelere dikkat edilmesi gerekiyor? Elbette ki bunun için aşırıya kaçmadan ve israf etmeden temizlik yapmak son derece önemli. Özellikle toplum içinde maske, mesafe ve hijyen konusuna azami derecede hassasiyet gösterilmesi hayati önem taşıyor.

DAHA TEMİZ OLMAK ADINA ÇEVRE VE SAĞLIĞIMIZI TEHDİT Mİ EDİYORUZ?

Eskiden beri özellikle ev hanımlarının sağlıklı bir yaşam ortamı oluşturmak için gerek kişisel gerekse ev temizliği amaçlı olmak üzere çeşit çeşit temizlik malzemeleri kullanmakta oldukları bilinmektedir. Ancak, önceleri temizlik için süt, bitki özleri, kül ve kil gibi daha çok doğal temizlik malzemeleri kullanılıyordu. İnsanoğlunun ilk sabun türünü kullanmaya başlaması M.Ö. 3000 yıllarına dayanırken, sabun olarak bilinmesi ancak Romalılar döneminde mümkün olmuştur. Bu da, M.Ö. 1000 yıllarına karşılık gelir. Temizlik ürünü olarak sabunun bilimsel üretimi ise 18. yy’a dayanır.

Günümüzde ise doğal temizlik ürünlerinin yerini sentetik temizlik malzemeleri almıştır. Ancak evlerde kullanılan bu temizlik malzemeleri birçok kimyasal madde içerir. Maalesef, bu kimyasallardan bazıları toksik ve kanserojen özelliğe sahip olup, temizlik malzemelerinin kullanımı ile yalnızca evinizin havasını kirletmekle kalmaz, büyük oranda kanalizasyonlardan geçerek su ve de toprağa karışır. Böylece yaşam döngüsüne, başta deniz canlıları olmak üzere birçok canlı türüne zarar verir.

O hâlde pandemi döneminde evimizi, eşyalarımızı, giysilerimizi ve mutfak araç ve gereçlerini temizlerken bedenimizi, suyu, toprağı, havayı ve doğal ortamı nasıl kirletebileceğimizin farkında mıyız acaba?

Tabi temizlik denince bizi en fazla ilgilendiren temizleyici özellikteki sabun ve deterjanlar akla geliyor. Sabunun, ana maddesi bitkisel veya hayvansal yağlar ya da yağ asitleridir. Bu yağların NaOH ve KOH gibi alkalilerle reaksiyonundan sabun elde edilir. Dolayısıyla saf doğal sabun temizlik maddeleri içerisinde en masum olanlardan biridir. Deterjan ise, içinde ayrıca yıkamaya yardımcı kimyasal maddeler de içeren” sentetik bir üründür. Deterjanlar yaklaşık %70–90 gibi önemli oranda katkı maddeleri içerir. Bunlar; temizleyici, beyazlatıcı, yumuşatıcı, korozyon önleyici, köpürtücü, parlaklık verici, koku verici ya da antiseptik özellik veren katkı maddeleridir.

“TEMİZLİK MALZEMELERİ SORUNLARA DA YOL AÇABİLİR”

Evlerimizde temizlik ve hijyen amaçlı kullanılan sabun ve deterjan dışında, hanımlar tarafından yaygın olarak kullanılan çamaşır suyu gibi ağartıcı ve dezenfektanlar ile tuz ruhu gibi asitler de yer almaktadır. Temizleme kimyasalları deri, göz ve diğer hassas organlarla doğrudan temas ya da uçucu bileşen ve buharlarına uzun süre maruz kalınması ve solunması halinde sağlık sorunlarına yol açabilir. Evlerimizde veya arabalarımızda kullandığımız hava tazeleyici ürünler, kokunun uzun süre kalıcı olmasını sağlamak için kullanılan ftalat içerebilir. Ftalatlar düzenli maruz kalınırsa endokrin, doğurganlık ve gelişim problemleri riskini artırabilmektedir.

İngiltere’de 7 bin aile üzerinde yapılan bir araştırmada, hamileyken ya da doğumdan hemen sonra evde dezenfektan ya da koku giderici gibi kimyasal ürünlerin çok sık kullanılması durumunda çocukların ciğerlerine zarar verebilecekleri ortaya konmuştur. Yine Avrupa’da 10 ülkede 3 bin 500 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada ise, temizleme spreylerinin (hava tazeleyiciler, fırın ve cam temizleyiciler) astım oluşum riskini %30-50 oranında artırdığı gözlenmiştir. Dolayısıyla, tüm temizlik malzemelerinin dikkatle kullanılması kesinlikle aşırıya kaçılmaması gerekir.

Sağlığa zararlı, ibadete mâni, insan tabiatının hoş görmediği ve göze görünen bir kirlilik mevzu bahis ise elbette o temizlenecektir. Ancak sıhhi ve dinî ölçüler içerisinde kifayet edecek temizlik yapıldıktan sonra onun ötesindeki titizlik ve aşırılık vesveseden kaynaklanmaktadır. Vesvese, günümüzdeki ismiyle takıntı insana sıkıntı veren ve taciz eden hallerden birisidir. Mana olarak fısıltı şeklinde ki gizli sestir. Kur’anı Kerimde “Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, ey Rabbim, Sana sığınırım buyurulmaktadır. Peygamberimiz ise; “Vesvese şeytandandır. Abdest alırken, guslederken ve necaset temizlerken, şeytanın vesvesesinden sakının” buyurmaktadır.

TEMİZLİKLE İLGİLİ VESVESELER ve TELKİNLE TEDAVİLERİ

Maddî ve mânevî her türlü kirlerden temizlenmek hem dinin hem de medeniyetin icaplarındandır. Hz. Peygamber (S.A.V.), “Allah Naziftir (temiz), nezafeti (temizliği) sever” buyurmuştur. Diğer bir hadiste ise “Temizlik, imanın yarısıdır...” buyurarak temizliğin dinimizdeki önemine dikkatleri çekmiştir. “Orada kirlerden iyice temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da böyle çok temizlenenleri sever” âyeti nâzil olunca Peygamberimiz, ‘Ey Ensâr topluluğu! Temizlik hakkında Allah sizi övdü. Sizin övgüye lâyık temizliğiniz nedir’ buyurdu. Onlar da, “Biz namaz için abdest alırız, cünüplükten dolayı boy abdesti alırız, abdest bozunca da su ile taharetleniriz.” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Rasûlüllah (S.A.V.): ‘İşte temizliğiniz budur, o halde bu temizliğinize devam edin” buyurmuştur.

Günümüzde modern tıbbın kullandığı en yaygın tedavi yöntemlerinden biri olan psiko-terapi Hz. Peygamber döneminde “telkin, teselli veya manevi destek” olarak karşılık bulmaktadır. Bazen dua ile bazen sabır tavsiye ederek bazen de “Hastalarınıza zorla yedirip, içirmeyin” gibi motivasyona etki edecek yaklaşımlarla bu tedavi yöntemi etkin olarak kullanılmıştır.

Allah’ın Kuddüs ismi bizleri temiz bir kul olmaya çağırırken, elbette ki kendi huzuruna da selim bir kalp, temiz bir beden ve elbiseyle çıkmayı ihtar eder. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ise, “Her şeyi iyi temizleyin! Temizlik imana, iman da Cennete götürür.” Buyurmaktadır. Müslümanların her zaman maddî temizlik hususunda titiz davranmaları teşvik edilmektedir. Ancak aşırısı israfa sebep olur ve temizlik hastalığını ortaya çıkarır. İsraf gereksiz yere harcamak, saçıp savurmaktır. Peygamberimize göre hangi konu olursa olsun, sınırı aşmak, ölçüsüz hareket etmek israftır. Yüce Allah da “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz...” buyurarak israfı yasaklamıştır. Bir gün Peygamberimiz, sahabîlerden birinin abdest alırken suyu gereğinden fazla kullandığını görür. “Bu israf nedir?” diye sorar. Bunun üzerine sahabî, “Abdestte israf olur mu?” diye karşılık verir. Peygamberimiz “Evet, akan bir nehrin kenarında bile olsan, normal bir miktarın üzerinde su kullanman israf olur” buyurur.

TEMİZLİK HASTALIĞI NEDİR VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Aşırı evham, endişe ve takıntıların görüldüğü ve bunların oluşturduğu sıkıntıları ortadan kaldırmak için kişinin çeşitli eylemlerde bulunduğu hastalığa Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) denir. Diğer bir ifadeyle bu hastalık beynin karar veren bölgesindeki bozukluklar şeklinde de ifade edilebilir. Şayet takıntılar daha çok bulaşma ve temizlikle ilgili ise buna toplumda temizlik hastalığı denmektedir. Bu kişiler kendilerini oldukça titiz ve temiz kişiler olarak tanımlarlar. Kişiyi o kadar çok zorlayıcı bir rahatsızlıktır ki temizlik hastalığının ruh kanseri olarak da adlandırıldığı olmuştur.

Kişinin aklına kendisinin, elbisesinin ya da etrafındaki herhangi bir şeyin kirli, pis ya da mikroplu olduğuyla ilgili bir düşünce gelir. Bu düşünceyi saçma da bulsa tuhafta bulsa engelleyemez. Takıntılı düşünce zaman zaman ‘’temiz olmadı ya da kirliyim’’ gibi kendini gösterirken, bazen de kendimizin ya da sevdiklerimizin başına kötü şeyler gelecek diye de görülebilir. Örneğin üç kere şampuan sürmezsem, annemin başına kötü bir şey gelecek düşüncesi ile kişi üç kere şampuan kullanarak annesinin başına gelebilecek kötü şeyi engellemiş olduğunu düşünür.

Daha öncede bahsettiğimiz gibi, temizliksiz sağlıklı bir hayatın olması düşünülemediği gibi, temizlik olmadan ibadetler de makbul olmaz. Ancak psikiyatristlerin tespitlerine göre bazı kişilerin özellikle de bazı bayanların, temizlik yapma hususunu aşırılığa vardırdıkları görülmektedir. Bu konuda psikiyatristlerin tespitlerinden bazıları şunlardır:

  • Temizliğe karşı sürekli kaygı hali,
  • Sürekli ev temizliği yapmak,
  • Sürekli elleri yıkamak. Bu yüzden kişinin elleri soyulur, yara veya egzama olur.
  • Banyoda bir saati aşkın yıkanmak, Tuvalette uzun süre kalmak,
  • Aşırı sabun ve dezenfektan kullanmak,
  • Dışarıda giydiği elbiseleri eve girer girmez çamaşır makinasına atmak,
  • Marketten aldığı her şeyi tekrar tekrar yıkamak,
  • Elbiseleri bir defadan fazla yıkamak,
  • Eve gelen bir misafirin kullandığı her şeyi temizlemek,
  • Evde geçirdiği zamanın çoğunu temizliğe ayırmak,
  • Kirli olduğunu düşündüğü her nesneyi yıkamak, temizlemek,
  • Yıkamadan, temizlemeden hiçbir şeyi kullanamamak,
  • Mikrop ya da pislik bulaşacak korkusu, Mikrop bulaşırsa ben ne yapacağım? endişesi duymak.
  • Bu tip insanlar “Acaba temizlendi mi ?” sorusunu sık sık sorarlar.

“TEMİZLİK TAKINTISI SOSYAL YAŞAMI ETKİLER, HATTA BOŞANMA SEBEBİ OLABİLİR”

Temizlik hastalığının başlangıcında kişi aşırı temiz olarak algılanır. Fakat daha sonra çevresindekileri yormaya ve üzmeye başlar. Mesela birçoğu evi kirleneceği için misafir kabul etmez. Dışarıdan eşi veya çocuğu geldiğinde onların kapı önünde soyunmalarını ve eşyalarını çamaşır makinasına atarak hemen duşa girmelerini dahi isteyebilir. Ev kirlenecek diye evin odalarını kullandırmaz. Ev sürekli çamaşır suyu kokar. Temizlikle uğraşmaktan ailesine zaman ayıramaz duruma gelir. Giderek tahammülü azalır, asabileşir, çocuklarına aşırı kızabilir, hatta onlara şiddet uygulayabilir. Kirlenme ve bulaşma korkusu nedeniyle kişi evden dışarı çıkamaz veya daha önce gitmediği yerlere gidemez bu da kişinin sosyal ilişkilerinin bozulmasına neden olur. Eşiyle veya birlikte yaşadığı kişilerle sürekli tartışır. Bazen eşini aşırı temizliğe zorlaması ve aşırı tartışmaları Aile yaşamında sorunlara neden olabilir. “Eşim çok titiz banyoda en az 2 saat kalıyor. Ona göre her şey pis. Ellerini 5 defa yıkıyor. Kıyafetlerini bir kere giydikten sonra yıkatıyor.” gibi yakınmaları olan eşler var. Temizlik takıntısı sadece kişide değil kişinin ailesinde özellikle eşinde de sorunlara yol açarak eşler arasındaki duygusal paylaşımı azaltır, iletişim sorunlarına yol açar, bu da boşanmalara neden olur. Buna rağmen temizlik takıntısından vazgeçemez.

Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı coronavirüs rehberine göre, virüsü gidermek için en iyi bilinen yüzey dezenfeksiyonu yöntemleri, etil alkol (% 62-70), hidrojen peroksit (% 0.5) veya sodyum hipoklorit (% 0.1, seyreltme oranı) kullanımıdır. Özellikle Hidrojen peroksit’in kokusunun fazla olmaması, toksik olmaması, deterjan özelliği nedeniyle; mükemmel temizleme özelliği olduğu ve çevre dostu olması nedeniyle zeminler ve duvarların klorsuz hidrojen peroksit (oksijenli su) ile temizlenmesinin daha avantajlı olduğu bildirilmiştir. Ayrıca Çamaşır sularını kullanmadan önce, son kullanma tarihinin geçip geçmediğine bakılması ve geçmişse kullanılmaması faydalı olacaktır. Kirli çamaşırları, elinize alınca sallamayın. Virüslerin etrafa yayılmasına neden olabilirsiniz. Çamaşırları, mümkün olduğu kadar yüksek ısıda yıkamaya çalışın. Çamaşırları taşımak için kullandığınız sepetleri, hidrojen peroksit içeren çamaşır suları ile silebilirsiniz. Evde alerjik nezle ve astımı olan varsa, kokusu olan yumuşatıcı kullanmayın.

Haberi Paylaş

Basın Yayın Halkla İlişkiler - 28 Ocak 2021, Perşembe / 397 defa okundu.

Etiketler : DPU, Kütahya, dumlupinar üniversitesi, fen edebiyat fakültesi,

Bu Kategorideki Diğer Haberler