IV. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi Sona Erdi

Ev sahipliğini Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin yaptığı ve birçok sivil toplum kuruluşu (STK) tarafından ortaklaşa düzenlenen ve üç gün süren ‘IV. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi’ düzenlenen kapanış oturumu ve değerlendirme toplantısının ardından sonuç bildirgesinin okunmasıyla tamamlandı.

IV. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi, düzenlenen kapanış oturumu ile sona erdi.

Üç gün boyunca düzenlenen kongrede moleküler biyoloji, genetik, biyokimya, fizik ve bilgisayar mühendisliği, matematik, astrofizik, sosyoloji, dinler tarihi, sanat tarihi, uluslararası ilişkiler, temel İslam bilimleri, biyoloji, jeoloji, felsefe, tıp, ziraat, eczacılık, edebiyat, antropoloji, eğitim, psikoloji, Sümeroloji bilim dallarında yurt içinden 34, yurt dışından da üç üniversiteden akademisyenler toplamda 85 bildiri sundu.

Kongrenin video konferans yoluyla yapılan ve Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal moderatör, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Âdem Tatlı, Prof. Dr. Ömer İrfan Küfrevioğlu ve Prof. Dr. İsmail Kocaçalışkan’ın konuşmacı olarak katıldığı kapanış oturumunun sonunda Lisansüstü Eğitim Enstitümüzün Müdürü Prof. Dr. Şahmurat Arık kongreye ilişkin düşüncelerini paylaşıp üç gün süren kongrede emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.

Kongrenin sonunda bir konuşma yapan ve sonuç bildirgesini okuyan Prof. Dr. Kâzım Uysal, şunları söyledi:

Bu yaratılış kongrelerinin esas amacı; alanında uzman ve seçkin bilim insanlarının sundukları bildirilerle Allah’ın kudret sıfatının eseri ve ilimlerin konusu olan kâinat kitabının, tevhit inancı ve tevhit diliyle okunup yorumlanarak takdiminde bilim camiasının düşünce ufkuna katkı sağlamak, evrim görüşünün ideolojik düşüncelere alet edilmesinin önüne geçmek, bilimsel verilerle milli ve manevi değerlerimizi güçlendirmek, eğitim sistemimizin yeniden inşasına zemin hazırlamak ve katkı sağlamaktır.

Milletlerin bekası ve geleceği, fertlerin alacağı eğitime bağlıdır. Bilgili ve faziletli, fedakâr, uhuvveti esas alan ve sosyal yardımlaşma duygularına sahip, milletin menfaatini kendi menfaatinden üstün tutan şahıslardan meydana gelen toplumların istikbali parlaktır.

Tanzimat’tan itibaren batılılaşma adına her türlü kültür ve ahlakî değerlerimizden büyük oranda uzaklaştık. Batı âleminde olan fen ve tekniği böyle kendi değerlerimizden uzaklaşarak elde edeceğimizi zannettik. Ya da bize öyle telkin edildi.

Batı kaynaklı eğitimle; genelde bencil, kendi menfaatini her şeyin üstünde tutan, tembel, israfa meyilli,  devletine ve milletine yabancı, özünü ve kültürünü benimsemekten uzak fertler yetiştirildiğini müşahede ettik.

Bu eğitimle toplumda şahıslar birbirine yabancılaşmış, karşılıklı sevgi, hoşgörü ve muhabbet azalmış, güzel ahlak bozulmuş, şahıslar arasında emniyet ve sadakat kaybolmuş, şahsî menfaat her şeyin önüne geçmiş, bütün hedef ve gaye iyi bir dünya hayatı yaşamak olmuştur.

Bunun birinci sebebi kâinattaki bütün varlıkların tesadüfler, sebepler ve tabiatın eseri olarak meydana geldiği şeklinde verilen eğitimdir. Böyle bir eğitimle yetişen gençler, kendisinin de tesadüfen meydana geldiğini, hayatın bir gayesinin olmadığını zannetmektedir. Bunun neticesi olarak kimseye karşı hesap vermeyeceği ve sorumluluğunun bulunmadığı düşüncesindedir. Nefsin her istediğini yapma hevesindedir. Helal-haram tanımamakta, millî ve manevî değerlerine yabancılaşmaktadır. Bunun çaresi ise, eserde ustayı, sanatta sanatkârı, nimet içinde o nimeti vereni gösterecek tarzda bir eğitimin verilmesidir.

Birincisi Harran ve Üsküdar Üniversiteleri tarafından ortaklaşa 2017 yılında Şanlıurfa’da, ikincisi Atatürk Üniversitesi tarafından 2018 yılında Erzurum’da, üçüncüsü 2019 yılında Iğdır Üniversitesi tarafından Iğdır’da gerçekleştirilen kongre sonuç bildirgelerinde sıralanan maddelerin teyidi şeklinde düzenlenen Sonuç Bildirgesi şu şekildedir: 

  1. İslam dini gerçek bilimle çatışmaz. “Din ayrı, bilim ayrıdır” düşüncesi materyalist felsefenin ürünüdür. Bilimle din, akılla vahiy arasındaki kavga, İslâm medeniyetinin kavgası değildir. Çünkü bilimlerin konusu Allah’ın kudret sıfatının eseri olan kâinat kitabıdır. Kur’an da, Allah’ın Kelam sıfatından gelmiştir. Bunlar arasında çelişki ve çatışma olamaz. Çünkü her iki kitap da Allah’ın kitabıdır. Tam aksine, Kur’an kâinat kitabının bir nevi tefsiridir. Çok sayıda ayet ve hadis metninden anlaşıldığı üzere, İslâm dini ilme ve ilim adamına büyük önem vermektedir.
  2. Bilim dünyası yaklaşık 200 yıldır ateizmin tesiri altındadır. Bu felsefe, kâinattaki bütün varlıkları tesadüf, sebepler ve tabiatın eseri olarak görmekte ve sadece laboratuara giren maddeleri bilimsel veri olarak kabul etmektedir. Bu felsefî görüşte; insanın duygu ve düşünceleri dikkate alınmamaktadır. Hâlbuki kâinatın ve insanın yaratılışını anlamada sadece fizik, kimya ve biyoloji kanunları yeterli değildir. Bunun için bütüncül düşünceye ihtiyaç vardır. Yani maddenin yanında mananın da dikkate alınarak bilimin metotları çerçevesinde yaratılış hakikatinin değerlendirilmesi gerekir.
  3. Bilim, ‘Allah’ın kâinattaki eserlerini inceleme san’atı’dır. Nobel’le mükâfatlandırılan Pakistanlı fizikçi Prof. Dr. Muhammed Abdüsselam, ilimleri; “Allah’ın kâinattaki eserlerini inceleme san’atı” olarak tarif eder. Bilimler kâinattaki varlıkları inceler. Dolayısıyla bilimlerin ele aldığı konular kendi dilleriyle yaratıcılarının varlığını ve birliğini gösterirler. Günümüz bilim camiasında genellikle kâinattan elde edilen bilimlerin takdiminde Yaratıcı; gizlenmekte, sebepler doğrudan işi yapan fail olarak verilmektedir. İşte bu kongrelerde fiilde fâilin, sanatta sanatkârın, eserde ustanın, nimette mün’imin nazara verilmesinin zarureti dile getirilmiştir. Bir başka ifade ile ilmî metotlarla elde edilen bilgiler, tesadüf ve sebeplere havale edilerek değil, tevhidi bakış açısı ile verilmelidir. Bilim dili olarak, kültür değerlerimizle uyumlu bir dil kullanılmalıdır.
  4. Yaratılış, küllidir ve umumidir. Bu yaratılış bütün varlıkların teşkilini içerisine alır. Yani, Cenab-ı Hak bir varlığı belli süreçler içinde yarattığı gibi, ani ve def’i olarak bir anda da yaratabilir. Tedrici ve sebepler çerçevesinde yaratılış, hikmetin gereği ve imtihanın muktezasıdır.
  5. Evrim ve yaratılış konusunda bir kavram kargaşası ve bilgi kirliliği vardır. Herkesin evrimden anladığı ve kastettiği farklı olmaktadır. Evrim kelimesi; tekâmül, tebeddül, tegayyür, tahavvül ve evolusyon gibi otuza yakın tabir ve terim yerine kullanılmaktadır. Bunlardan tekâmül, tebeddül, tegayyür ve tahavvül gibi tabirler, değişimi, başkalaşmayı ve farklılaşmayı ifade etmektedirler. Bunlar teori değil birer kanundur. Ancak bir türden bir başka türün tesadüfen meydana geldiğini ifade eden evolüsyon manasındaki evrim ise herhangi bir delile dayanmayan felsefi bir görüştür. Bu bakımdan evrim ve yaratılış terminolojisi hazırlanması zarureti vardır.
  6. Eğitimin bütün safhalarında ilimler tevhidî bakış açısı ve üslupla ele alınmalıdır. Bunun sonucu olarak gençlerimizin hem taassuptan hem de onları inançsızlığa sürükleyen hile ve zihinlerine atılan şüphelerden kurtulacakları; böylece ailesine, vatanına, milletine bağlı mükemmel insan modelinin ortaya çıkacağı aşikârdır.
  7. Eğitim materyallerinde inanç ve kültürümüze uygun mana ve dil kullanılmalıdır. Kâinattaki varlıkların yapılarını ve mükemmelliklerini ortaya koyan kitap, makale ve filmlerde evrimci bakış açısı yerine kültürümüze uygun mananın ve dilin kullanılması gerekmektedir.
  8. Yaratılış Kongresi bildirilerinden üretilen kitaplar, gençlerin eğitiminde hayati bir öneme sahiptir. Günümüzde gittikçe artan Darwinizm, Sekülerizm ve Deizm gibi birtakım düşüncelerin genç kuşaklarda sebep olduğu şüphelerin giderilmesinde Bilimler Işığında Yaratılış kongrelerinde sunulan bildirilerin ciddi tesiri görülmüştür. Önceki kongrelerdeki tebliğlerden bazıları, ortaöğretim seviyesinde hazırlanarak “Bilimlerin Dilinden” kitap serisi olarak öğrencilerin hizmetine sunulmuştur. Bu çalışmalar devam ettirilecektir.
  9. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki bilim insanlarının (fen/tıp bilimci, ilahiyatçı ve sosyal bilimci vb.) üniversitelerde ve halka açık kültür merkezlerinde yaratılışın mana ve gayesini nazara veren paneller yapılmıştır. Bunlar devam ettirilmelidir.
  10. Yaratılış konusunda tebliğler doğrultusunda raporlar hazırlanıp Yükseköğretim Kurulu, Millî Eğitim Bakanlığı, TRT vb. ilgili kurumlara iletilmesi uygun görülmüştür.
  11. Üniversitelerde seçmeli ders olarak okutulabilecek 'Bilimlerin Dilinden Yaratılış' kitabı 22 öğretim üyesi tarafından hazırlanarak basılmış ve hizmete sunulmuştur. Bir taraftan da bu kitapların başka dillere çevirisi devam etmektedir.
  12. Kongrede sunulan tebliğlerin hem video kayıtları hem de tam metin makaleleri hakem heyetinden geçtikten sonra sanal ve basılı olarak yayınlanacak ve kamuoyunun istifadesine sunulacaktır.
  13. Bu ve sonraki kongrelerle ilgili her türlü iş ve işlemler, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülecektir. Önceki yaratılış kongrelerini düzenleyen Harran Üniversitesi-Üsküdar Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Iğdır Üniversitesi başta olmak üzere bu kongreyi desteklemek isteyen diğer üniversitelerimiz de ilgili çalışmalara destek verecektir.
  14. Yaratılış konusunda şimdiye kadar yayınlanmış ve bundan sonra yayınlanacak her türlü doküman, İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezinde toplanarak isteyenlerin hizmetine sunulacaktır.
  15. Bir proje dâhilinde başlatılan ‘Yaratılış Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü’nün planlanan sürede tamamlanması tavsiye edilmiştir.
  16. Başta Türkçe, Arapça ve İngilizce olmak üzere muhtelif dillerde hazırlanacak yaratılışla ilgili makaleleri yayınlamak üzere uluslararası bir e-derginin çıkarılması için İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezince gerekli çalışmalar başlatılacaktır.

Haberi Paylaş

Basın Yayın Halkla İlişkiler - 25 Ekim 2020, Pazar / 1377 defa okundu.

Etiketler : DPU, Kütahya, dumlupinar üniversitesi,

Bu Kategorideki Diğer Haberler