Üniversitemizde Lübnan’da Yasan Osmanli Eserleri Anlatildi

Mimarlik Fakültemiz tarafindan, DPÜ Web Tv’den canli yayinlanan, konusmaci olarak Lübnan Üniversitesi Ögretim Üyesi Prof. Dr. Halid Tadmori’nin katildigi “Lübnan’da Yasayan Osmanli Eserleri” konulu konferans düzenlendi.

Mimarlik Fakültesi Dekan Vekilimiz Prof. Dr. Iskender Isik’in Prof. Dr. Halid Tadmori’nin kisa bir özgeçmisini okumasi ile baslayan konferansta konusan Prof. Dr. Halid Tadmori sunlari vurguladi: “Lübnan, savaslarla çok yiprandi. Yavas yavas yaralarini sariyor. Türkiye bu konuda özellikle bina restorasyonlarinda bize çok yardimci oldu. Lübnan, tarihiyle, cografyasiyla önemli bir ülke. Lübnan ile Türkiye’nin 700 yillik bir geçmisi var. Osmanlilar 400 yil, Memlukler 300 yil, Lübnan’i yönetti. Lübnan’da 1350 adet Osmanli eseri varken, Suriye’de, Misir’da, Libya’da, Cezayir’de de kim bilir ne kadar eser var. Örnegin Tunus’ta her hafta yerli halk Osmanli hamamlarina gider. Onlarin gelenegi olmus bu. Suriye’de yüzlerce Türkçe kelime var. Cezayir’de Türk adetleri yasaniyor. Özellikle de son dönemde Türk dizileri ile Arap cografyasi Türkiye’ye daha yakinlik duyar hale geldi.”

Osmanlilar, Lübnan’a Yavuz Sultan Selim zamaninda geldigini belirten Prof. Dr. Halid Tadmori sözlerini su sekilde devam etti: “Osmanli zamaninda Lübnan’da birçok kale insa edildi. Lübnan’da 18 farli din ve bu dinlerin mezhepleri var. Bu hem zenginlik hem de çatisma kaynagi. Osmanli bunu engellemek için Hamidiye Okullari ve Mutasarrifliklar kurdu. Mutasarriflar saraylar insa ettirdi. Örnegin Beytin Din Evi, Hasbaya Sarayi gibi. Bu saraylarda idari ve yargi isleri yönetildi. Tanzimat Dönemi’nde hükümet konaklari yapildi. Zahle, Sayda, Batrun, Amyun, Junye Saraylari gibi. Bugün hale idare binalari olarak Osmanli’nin yaptigi eserler kullanilmaktadir.

II. Abdülhamit döneminde, Hicaz demiryolu projesinin önemli bir duragi Lübnandir. Ayrica Osmanli Dönemi’nde çok bayindir bir ülkeydi. Abdülhamit döneminde demiryollari, hükümet konaklari, okullar, yollar, konaklar, camiler, çesmeler, tüneller, çarsilar yapildi. Hz. Yahya Camii ve birçok yapinin restorasyonu yapildi.

II. Abdülhamit döneminde Beyrut ve Trablus sehirlerinde çok büyük projeler yapildi. Ulasim, imar, liman genisletme, yol döseme, içme suyu temin etme, sokaklari hava gaziyla aydinlatma, tren ve tramvay demiryollarini yapma, resmi binalari insa etme (hükümet konaklari, belediye ve karakol binalari, telgraf ve posta binalari, rüsdiye ve sultaniye okullari, askeri ve hamidiye hastahaneleri vb..), meydan ve park düzenlemelesi.. gibi birçok hizmet projesi gerçeklestirilmistir. Bu projeler sayesinde Beyrut 19. YY. sonunda Lübnan’in en önemli kenti olma ozelligini kazandi ve ardindan Lübnan Cumhuriyetinin baskenti olarak ilan edildi.

Türkler ve Lübnanlilar 700 yil birlikte yasadi. Sonrasinda Fransizlar 25 yil Lübnan’i yönetti. Bu yirmi bes yillik sürecin sonunda ikinci dilimiz Fransizca oldu. Okullarda ögretilen birçok ders Fransizca verildi. Su an ne yazik ki Fransiz kültürünün etkisindeyiz. Bizi, sizden kopardilar. Sizi de, Araplar hainlik etti deyip bizden ayirdilar. Simdi tekrar bir olmanin zamanidir. Tarihimiz bu kadar güçlü, birlikteligimiz bu kadar köklüyken bunu yapmaliyiz.”

Konferans Prof. Dr. Halid Tadmori’nin Lübnan’da Yasayan Osmanli-Türk eserlerinin fotograflarini ve videolarini gösterilmesiyle sona erdi. Konferans sonunda Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Karaaslan, Prof. Dr. Halid Tadmori’ye DPÜ’nün Plaketlerini takdim etti.

 

            

Haberi Paylaş

Basın Yayın Halkla İlişkiler - 24 Haziran 2014, Salı / 692 defa okundu.

Bu Kategorideki Diğer Haberler